Kur’an’daki tüm şefaat ayetleri (Şefaat yalnız Allah’ındır)

Hristiyanlık’ta tanrı ”kızgın baba”, peygamber ise onun elinden cehennemden insan kurtarmaya çalışan ”şefkatli oğul”dur. Bu maalesef müslümanlara geçmiştir. Oysa Kur’an’a göre peygamberler bize vekil olarak dünyaya gelmemişlerdir. Ve ”şefkatin kaynağı” da Allah’tır, hatta ayetlerde peygamberimize hüküm için acele etmemesi söylenir, süre tanıyan Allah’tır. Bu inanışlar şefaat inancına neden olmuştur, aleyhte yüzlerce ayete rağmen. Kur’an’da ”tapmak” konusu bizzat şefaat istemekle ilişkilendirilir, şefaat dilemek tapmanın en önemli göstergesidir. Dünya imtihan için geçici bir düzendir ama ahiretteki kesin düzende son söz sahibi olan kişi gerçek Rabbimizdir, o da Allah’tır. Allah şefaat istenen kişinin yaratma kudretli olması gerektiğini söyler. Din günün tek hakimi Allah’tır; herkes ”teker teker” sorgulanacaktır hatta ”peygamberler” dahi sorgulanacaktır. Defalarca dendiği üzere ”kimsenin kimseye yardım edemeyeceği” bir gündür. Peygamber kimin cennete gideceğine karar vermez sadece dua edebilir, son karar Allah’ındır. ”Dilediği kimse için” şefaat ayetlerinin de zamirleri yanlış tarafa kaydırılmakta ve Kur’an’ın bütünüyle çelişen manalara çekilmektedir. Bu anlamda şefaat görüleceği gibi zaten Allah’ın affettikleri içindir. Kendi çocuğu için şefaat isteyen peygamberler Kur’an’da eleştirilir ve Hz.Nuh için ”bilmediğin şeyi benden isteme! Cahillerden olmaman konusunda seni uyarıyorum” uyarısı çok çarpıcıdır. Şefaatle ilgili rivayetlere rağmen şu rivayet çok etkilidir; ”Kızım Fatıma! Baban peygamber diye güvenme! Nefsini Allah’ın elinden kurtar, doğrusu ahirette ben senin için bir şey yapamam.” Allah’ın kullarını en iyi bilen olacağı, diğer tüm görüş ve bakış açılarının da sadece yorum olacağına da Kur’an’da değinilir. Bu arada  ”evliya”, ”veliler”, ”dostlar” diye tabirlere ve ahirette yardımı dokunacağı düşünülen her bir varlığa karşı Kur’an çok serttir ve ısrarla der ki; ”Allah tek dostunuzdur”.

  1. Din gününün hakimidir O.” Kur’an 1:4
  2. Hiç kimsenin başkasına fayda veremeyeceği, şefaatin kabul edilmeyeceği, fidye alınmayacağı ve yardım yapılmayacağı bir günden sakınınız.” Kur’an 2:48
  3. Hiç kimsenin hiçbir kimseye fayda veremeyeceği, kimseden bedel kabul edilmeyeceği, şefaatin kimseye fayda vermeyeceği ve kâfirlere yardım edilmeyeceği bir günden sakınınız.” Kur’an 2:123
  4. “Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alışveriş, dostluk ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yoluna harcayınız. Biliniz ki, hakikati inkâr edenler zâlimlerin ta kendileridir.” Kur’an 2:254
  5. “Allah’tan başka ilah yoktur; her zaman diridir; bütün varlıkların kendi kendine yeterli kaynağıdır. Ne uyuklama tutar O’nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O’nun izni olmaksızın katında şefaat edebilecek olan kimdir? O, insanların gözlerinin önünde olanı da arkalarında olanı da bilir; O dilemedikçe insanlar O’nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun sonsuz kudreti ve egemenliği gökleri ve yeri kaplar. Onların korunup desteklenmesi O’na ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca O’dur.” Kur’an 2:255
  6. “Sizler belki bu dünya hayatında onları savunabilirsiniz; ya kıyamet günü, Allah’a karşı onları kim savunacak ya da kim onların koruyucusu olacaktır?” Kur’an 4:109
  7. “İş, ne sizin kuruntularınızla, ne de kitap ehlinin kuruntularıyla olur. Kötülük yapan, onunla cezalandırılır ve kendisine Allah’tan başka ne dost ne de yardımcı bulur.” Kur’an 4:123
  8. “İnanıp iyi işler yapanların ödüllerini eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha fazlasını da verecektir. Kulluktan çekinip büyüklük taslayanlara da acı bir şekilde azap edecektir. Onlar, kendilerine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulacaklardır.” Kur’an 4:173
  9. “Bir gün onların hepsini bir araya toplayacağız. Sonra da, Allah’a ortak koşanlara, “Nerede boş yere davasını güttüğünüz ortaklarınız?” diyeceğiz.” Kur’an 6:22
  10. “Rabblerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları, Kur’ân ile uyar! Onlar için Rabblerinden başka ne bir dost ne de bir aracı vardır; belki sakınırlar.” Kur’an 6.51
  11. “De ki: “Acele istediğiniz şey benim elimde olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş bitirilmişti. Allah, zâlimleri hakkıyla bilir.”Kur’an 6:58
  12. “Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve dünyada size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız. Sizinle ilgili olarak ortaklarımız sandığınız şefaatçilerinizi de yanınızda göremeyeceksiniz. Andolsun aranızdaki bütün bağlar kopmuş ve tanrı sandığınız şeyler sizden kaybolup gitmiştir.” Kur’an 6:94
  13. “Elbette kendilerine peygamber gönderilenleri de, gönderilen peygamberleri de sorguya çekeceğiz.” Kur’an 7:4
  14. “Allah’a iftira eden ya da O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kim vardır? Onlara kitaptaki nasipleri erişecektir. Nihayet elçilerimiz gelip canlarını alırken, “Hani, Allah’tan başka yalvardıklarınız nerede?” dediklerinde, “Bizden kayboldular” dediler ve kendi aleyhlerine kendilerinin kâfir olduklarına şâhitlik ettiler.” Kur’an 7:37
  15. “Allah buyuracak ki: “Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe giriniz!” Her ümmet girdikçe yoldaşına lânet edecektir. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca, sonrakiler öncelikler için, “Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!” diyecekler. Allah da, “Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vardır, fakat siz bilmezsiniz” diyecektir. Öncekiler de sonrakilere derler ki: “Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın.” Kur’an 7:38,39
  16. “Onlar onun gerçekleşmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Gerçekleştiği gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Doğrusu Rabbimizin peygamberleri gerçeği getirmişlerdir. Acaba bizim için şefaatçiler var mı ki, bize şefaat etsinler; yahut daha önce yaptıklarımızdan başkasını yapalım diye geri gönderilebilir miyiz?” Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler de kendilerinden kaybolup gitti.” Kur’an 7:53
  17. “Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş defa af dilesen de Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Peygamberini inkâr etmelerinden dolayıdır. Allah, fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” Kuran 9:80
  18. “Onların mallarından sadaka al; bununla onları günahlardan temizlersin, onları arındırıp yüceltirsin. Onlar için (Allah’a) dua et! Çünkü senin duan onlar için sükûnettir, onları yatıştırır. Allah her şeyi işitendir; bilendir. Allah’ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini, sadakaları O’nun alacağını ve Allah’ın, tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi?” Kur’an 9:103,104
  19. “İbrâhim’in, babası için af dilemesi, sadece ona verdiği sözden ötürü idi. Fakat onun, Allah düşmanı olduğu kendisine belli olunca ondan uzak durdu. Şüphesiz ki İbrâhim, çok yumuşak huyluydu; pek sabırlı idi.” Kur’an 9:114
  20. “Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı devirde/evrede yaratan, sonra da arşın üzerinde hükmedip işleri yöneten Allah’tır. O’nun izni olmadan kimse kendiliğinden şefaat edemez. Rabbiniz Allah işte budur. O’na kulluk ediniz. Hâlâ düşünmüyor musunuz?” Kur’an 10:3
  21. “Onlar Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Siz Allah’a göklerde ve yerde bilmeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.” Kur’an 10:18
  22. “O gün onları bir araya topladıktan sonra, şirk koşanlara, “Haydi siz ve ortak koştuklarınız, yerlerinize!” deriz. Artık aralarını açmışızdır. Koştukları ortaklar, “Siz sadece bize tapmıyordunuz ki” derler. “Bu yüzden bizimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz ki biz sizin bize tapmanızdan tamamen habersizdik.” Kur’an 10:28
  23. “O hem diriltir hem de öldürür ve yalnız O’na döndürüleceksiniz.” Kur’an 10:56
  24. “Ey kavmim! Ben onları kovarsam, beni Allah’ın azabından kim korur? Düşünmüyor musunuz?” Kur’an 11:30
  25. “Nûh, Rabbine dua edip dedi ki: “Ey Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin vaadin ise elbette haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin.” Allah, “Ey Nûh! O senin ailenden değildir. Çünkü o, doğru olmayan bir iş yapmıştır. Öyleyse, hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme. Doğrusu, câhillerden olman konusunda seni uyarıyorum” dedi.” Nûh, “Rabbim! Doğrusu, hakkında bilgim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni affetmezsen ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum.” dedi.” Kur’an 11:45,46,47
  26. “İbrâhim’den korku gidip kendisine müjde gelince, Lût kavmi(ni helak etmek üzere olmamız) hakkında bizimle mücâdeleye başladı. İbrâhim cidden yumuşak huylu, duygusal, kendini Allah’a vermiş biri idi. “Ey İbrâhim! Bundan vazgeç. Çünkü Rabbinin emri gelmiştir. Onlara, geri çevrilemeyecek bir azap kesinlikle gelecektir!” Kur’an 11:74,75,76
  27. “Onlara biz zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiğinde, Allah’ı bırakıp taptıkları tanrıları onlara hiçbir şey sağlamadı, ziyanlarını arttırmaktan başka bir şeye de yaramadı.” Kur’an 11:101
  28. “Ya onlara vaad ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana gösteririz; yahut da seni vefat ettiririz. O halde tebliğ etmek sana, hesap sormak da bize düşer.” Kur’an 13:40
  29. “Hepsi toplu halde Allah’ın huzuruna çıkacaklar. Ezilip horlananlar, büyüklük taslayanlara diyecekler ki: “Biz size uyduk. Şimdi siz bizden, Allah’ın azabından herhangi bir şey savabilir misiniz?” Büyüklük taslayanlar diyecekler ki: “Allah bize yol gösterseydi, biz de size yol gösterirdik. Artık şimdi sızlansak da sabretsek de bizim için birdir, kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur!” Kur’an 14:21
  30. “Allah’a ortak koşanlar, ortaklarını gördükleri zaman, “Ey Rabbimiz! Senden başka yalvardığımız ortaklarımız işte bunlardır” derler. Koştukları ortaklar onlara, “Doğrusu, siz tam yalancısınız” diye laf atarlar.” Kur’an 16:86
  31. “Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandırır. Biz, seni onların üzerine bir vekil olarak göndermedik.” Kur’an 17:5
  32. “Nûh’tan bu yana biz böyle nicelerini yok ettik. Çünkü kullarının günahlarını bütünüyle görüp haberdar olmakta senin Rabbin gibisi yoktur.” Kur’an 17:17
  33. “Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.” Kur’an 17:55
  34. “De ki: “Allah’ı bırakıp da ilâh olduğunu ileri sürdüklerinize yalvarınız! Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilirler ne de değiştirebilirler.” Kur’an 17:56
  35. “İşte, bunların yalvardıklarının kendileri, Rabblerine nasıl daha yakın olacaklarının yolunu ararlar; O’nun rahmetini umar ve azabından korkarlar. Doğrusu, Rabbinin azabı çekinmeye değer.” Kur’an 17:57
  36. “Andolsun, dilesek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın. Ancak Rabbinin rahmeti sayesinde vahiy kesilmedi. Çünkü O’nun sana büyük lütfu vardır.” Kur’an 17:86,87
  37. “Allah kimi doğru yola iletirse, işte doğru yolu bulan odur; kimi de şaşırtırsa, artık onlara Allah’tan başka dost bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşr ederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer, ateşi sönmeye yüz tutunca onun alevini arttıracağımız cehennemdir.” Kur’an 17:97
  38. “Allah, “Bana ortak olduklarını sandıklarınızı çağırınız!” dediği gün, onları çağırırlar, fakat hiçbiri çağrılarına cevap veremez. Aralarına bir uçurum koyarız.” Kur’an 18:52
  39. “Hayır, hayır! Onların tapınmalarını tanımayacaklar ve onlara hasım olacaklar.” Kur’an 19:82
  40. “Öyle ise onlar hakkında acele etme! Biz onlar için teker teker sayıyoruz.” Kur’an 19:84
  41. “O gün, Rahmân’ın katında bir söz almamış olandan başkası asla şefaatte bulunamayacaktır.” Kur’an 19:87
  42. “Göklerde ve yerde olan herkes, istisnasız birer kul olarak Rahmân’a gelecektir.” Kur’an 19:93
  43. “Bunların (Allah’ın kullarının) hepsi de kıyamet gününde O’nun huzuruna tek başına gelecektir.” Kur’an 19:95
  44. “O gün, Rahmân’ın izin verdiğinden ve sözünden hoşnut olduğundan başkasının şefaati fayda vermez.” Kur’an 20:109
  45. “Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!” Kur’an 21:28
  46. “O gün hükümranlık Allah’ındır. Allah, onların arasında hükmeder. İnanıp iyi amel yapanlar nimet cennetlerindedirler.” Kur’an 22:56
  47. “Biz de ona şöyle vahyettik: “Bizim kontrolümüz ve tâlimatımızla gemiyi yap. Emrimiz gelip de sular kaynayınca, her cinsten birer çifti ve aleyhinde hüküm verilmiş olanlar dışında aileni de gemiye bindir. Zâlimler hakkında benden bir şey isteme! Şüphesiz onlar boğulacaklardır.” Kur’an 23:27
  48. “Göklerin ve yerin egemenliği Allah’ındır. Dönüş Allah’adır.” Kur’an 24:42
  49. “Hevesini kendine tanri edineni gordun mu? Ona sen mi vekil olacaksin?” Kur’an 25:43
  50. “Beni yaratan ve bana doğru yolu gösteren O’dur. Beni yediren, içiren O’dur. Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur. Benim canımı alacak, sonra beni diriltecek O’dur. Ve hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum O’dur.” Kur’an 26:78,82
  51. “Onlara, “Allah’tan başka taptıklarınız nerededir? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?” denilir. Onlar, azgınlar ve İblis’in adamları tepe taklak hepsi oraya atılırlar.” Kur’an 26:92,95
  52. “Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.” Kur’an 26:96,102
  53. “Nuh dedi ki: Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Bir düşünseniz!” Kur’an 26:112,113
  54. “Şuayb: Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir, dedi.” Kur’an 26:188
  55. “Onları, ateşe çağıran önderler kıldık; diriliş gününde de yardım görmezler.” Kur’an 28:41
  56. “Mûsâ, şöyle dedi: “Rabbim, kendi katından kimin hidayet getirdiğini ve iyi sonucun kime ait olacağını en iyi bilendir. Elbette zâlimler zafere ulaşamazlar.” Kur’an 28:37
  57. “(Ey Muhammed!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis Allah dileyene hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.” Kur’an 28:56
  58. Allah’a koştuğunuz ortaklarınızı çağırınız” denir. Onlar da çağırırlar ama, taptıkları kendilerine cevap vermezler. Cehennem azabını görünce, “Dünyadayken doğru yolda olsalardı!” diye hayıflanırlar.” Kur’an 28:64
  59. “Bu kitabın sana indirileceğini ummuyordun. Ancak Rabbinin bir merhameti gereği sana indirildi. O halde sakın kâfirlere arka çıkma!” Kur’an 28:36
  60. “Allah kesinlikle kimlerin gerçekten inandığını ve kimlerin de münâfık olduğunu bilmektedir.” Kur’an 29:11
  61. “Kâfirler, iman edenlere, “Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim” derler. Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler. Onlar, elbette kendi yükleriyle birlikte başka yükleri de taşımak zorunda kalacaklardır. Uydurup durdukları temelsiz iddialardan dolayı kıyamet günü kesinlikle sorguya çekileceklerdir.” Kur’an 29:12,13
  62. “Siz Allah’ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Ancak O’na döndürüleceksiniz.” Kur’an 29:17
  63. Allah’a koştukları ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçi çıkmayacaktır. Zaten onlar, ortaklarını da inkâr edeceklerdir.” Kur’an 30:13
  64. Allah, kendinizden şöyle bir örnek verdi: “Size verdiğimiz mallarda hizmetçilerinizden ortaklarınız var mı? Siz ve hizmetçileriniz mallarda eşit misiniz? Bu konuda birbirinizden çekindiğiniz gibi onlardan da çekinir misiniz?” İşte biz akıllarını kullanan insanlara âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.” Kur’an 30:28
  65. “Ey İnsanlar! Rabbinize karşı saygılı olunuz! Ebeveynin çocuğuna, çocuğun ebeveynine fayda veremeyeceği bir günden sakınınız! Allah’ın verdiği söz elbette gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın! Şeytan sizi Allah ile aldatmasın!” Kur’an 31:33
  66. “Şüphesiz, kıyametin bilgisi yalnız Allah katındadır. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde ne olduğunu da bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan, Allah’tır.” Kur’an 31:34
  67. “Allah, gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde/evrede/dönemde yaratan, sonra arşı hakimiyeti altına alandır. O’ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçiniz vardır. Düşünüp ders almıyor musunuz?” Kur’an 32:4
  68. “De ki: “Eğer Allah, size bir kötülük dilese veya size rahmet dilese, O’nun bu isteğine kim engel olabilir? Onlar kendilerine Allah’tan başka ne bir dost ne de yardımcı bulabilirler.” Kur’an 33:17
  69. “Peygamberler, Allah’ın mesajlarını tebliğ ederler. Allah’tan korkarlar ve O’ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah yeter.” Kur’an 33:39
  70. “Onlar, orada süreli olarak kalacaklardır. Ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklardır.” Kur’an 33:65
  71. “Allah’ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların kalplerinden korku giderilince, “Rabbiniz ne buyurdu?” derler. “Hakkı buyurdu” dediler. Allah, yücedir; büyüktür.” Kur’an 34:23
  72. “O gün, bir kısmınız bir kısmınıza ne bir fayda sağlar ne de zarar verebilir. Biz, zâlimlere, “Tadın yalanlamakta olduğunuz azabı!” deriz.” Kur’an 34:42
  73. “Ne var ki şirk koşanlar/zalimler, bir hakikat bilgisine dayanmadan kendi arzu ve heveslerinin peşine giderler. Allah’ın saptırdığını kim doğru yola ulaştırabilir? Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.” Kur’an 30:29
  74. “Eğer Allah’tan başka taptıklarınızı çağırırsanız sizin çağırmanızı işitemezler; işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koşmanızı reddederler. Bu gerçeği sana, her şeyden haberi olan Allah gibi hiç kimse haber veremez.” Kur’an 35:14
  75. “O’ndan başka tanrılar mı edineyim? O çok esirgeyici Allah, eğer bana bir zarar dilerse onların şefâati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramazlar.” Kur’an 36:23
  76. “Allah, meleklerine şöyle emreder: “Zâlimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını, Allah’tan başka taptıkları tanrılarını toplayınız. Onlara cehennemin yolunu gösteriniz. Onları tutuklayınız, çünkü onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki, birbirinize yardım etmiyorsunuz? Uyanlar, uyduklarına: “Siz, bize sağdan geliyordunuz” diyecekler. Uyulanlar da şöyle diyecekler: “Siz zaten inanmıyordunuz. “Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz, azgın bir toplum olmuştunuz.” “Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık. O gün onlar azap çekmede ortaktırlar.” Kur’an 37:22,33
  77. “(Resûlüm!) Hakkında azap hükmü gerçekleşmiş kimseyi ve ateşte olanı sen mi kurtaracaksın!” Kur’an 39:19
  78. “Yoksa onlar Allah’tan başkasını şefaatçiler mi ediniyorlar? De ki: “Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi?” Kur’an 39:43
  79. “De ki: “Bütün şefaat Allah’ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra O’na döndürüleceksiniz.” Kur’an 39:44
  80. “Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönünüz, O’na teslim olunuz, sonra size yardım edilmez.” Kur’an 39:54
  81. “Bu Kitap mutlak galip, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi Allah tarafından indirilmiştir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur, dönüş ancak O’nadır.” Kur’an 40:2,3
  82. “Arş’ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O’na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler). Bir de onları, her türlü kötülüklerden koru. O gün sen kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmiş olursun. Bu en büyük kurtuluştur.” Kur’an 40:7,8
  83. “Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Yürekler gırtlaklara dayanacaktır, habire yutkunacaklar. Zâlimlerin ne bir dostu, ne de sözü dinlenir yardımcıları olacaktır.” Kur’an 40:18
  84. “Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bağırışıp çağırışma gününden, arkanıza dönüp kaçacağınız günden korkuyorum. Sizi Allah’tan kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur.” Kur’an 40:32
  85. “(Kâfirler) ateşin içinde birbirleriyle çekişirlerken zayıf olanlar, o büyüklük taslayanlara: Biz size uymuştuk. Şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz? derler. Büyüklük taslayanlar, “Hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz ki Allah, kulları arasında hüküm vermiştir” diyecekler.” Kur’an 40:47,48
  86. “Bekçiler, “Peygamberleriniz size apaçık deliller getirmediler mi?” diyecekler. Onlar da, “Getirdiler” cevabını vereceklerdir. Bunun üzerine bekçiler de, “O halde kendiniz yalvarınız” diyecekler. Halbuki kâfirlerin yalvarması boşunadır.” Kur’an 40:50
  87. “Kıyametin bilgisi, yalnızca Allah’a aittir. Allah’ın bilgisi olmadan ne bir meyve kabuğu çıkar, ne de bir dişi, gebe kalıp doğurur. O gün Allah müşriklere, “Nerede ortaklarım?” diye seslenecek. Onlar da, “Bizden bir tanık olmadığını sana arzederiz” derler. Daha önce taptıkları tanrılar uzaklaşıp kaybolacaktır. Sığınacak hiçbir yerleri olmadığını anlayacaklardır.” Kur’an 41:47
  88. Allah’tan başka dost edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.” Kur’an 42:6
  89. Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki dost yalnız Allah’tır. O ölüleri diriltir, her şeye kadirdir.” Kur’an 42:9
  90. “İşte, Allah kimi saptırırsa, artık onun hiçbir koruyucusu yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin, “Geri dönüşün hiçbir yolu yok mu?” dediklerini görürsün.” Kur’an 42:44
  91. “Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek hiçbir dostları olmayacaktır. Allah kimi saptırırsa, artık onun kurtuluşa çıkan bir yolu yoktur.” Kur’an 42:46
  92. “Allah’tan geri çevrilmesi imkansız bir gün gelmezden önce, Rabbinize uyunuz! Çünkü o gün, hiçbiriniz sığınacak yer bulamazsınız, itiraz da edemezsiniz.” Kur’an 42:47
  93. Gökteki İlâh da, yerdeki İlâh da O’dur. O, hakîmdir, her şeyi bilendir.” Kur’an 43:84
  94. “Allah’tan başka yalvardıklarının, şefaat etmeye güçleri yoktur. Ancak bilerek gerçeğe tanıklık edenler hariç.” Kur’an 43:86
  95. “O gün, hiçbir dostun dostuna bir faydası olmayacak ve yardım da görmeyeceklerdir. Ancak Allah’ın rahmet ettikleri müstesna. Şüphesiz O, güçlüdür, çok merhametlidir.” Kur’an 44:41-42
  96. “Önlerinde cehennem vardır. Kazandıkları malları, Allah’tan başka edindikleri dostları, kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar için büyük bir azap vardır.” Kur’an 45:10
  97. “Çünkü onlar, Allah’tan gelecek olan hiçbir şeyi savamazlar. Şüphesiz, zâlimler birbirlerinin dostlarıdır. Allah da takvâ sahiplerinin dostudur.” Kur’an 45:19
  98. “Allah’tan başka kendilerine yakınlık sağlamak için tanrı edindikleri şeyler, kendilerine yardım etselerdi ya! Ama öyle olmadı, onları bırakıp gittiler. Bu onların yalanı ve uydurup durdukları şeydir.” Kur’an 46:28
  99. “Doğrusu Biz diriltiriz, Biz öldürürüz, dönüş Bize’dir.” Kur’an 50:43
  100. “Hani, cinlerden Kur’ân’ı dinlemek isteyen bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar Kur’ân’ı dinlemeye geldiklerinde, “Susup dinleyin!” dediler. Kur’ân’ın okunması tamamlanınca, uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler. Onlara şöyle dediler: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz Mûsâ’dan sonra indirilen ve kendilerinden öncekileri doğrulayan bir kitap dinledik. O, hakikate ve doğru yola götürmektedir.” Kim Allah’ın çağrısına uymazsa, bilsin ki yeryüzünde Allah’a karşı koyamaz, onun O’ndan başka dostları da olmaz. Böyleleri apaçık bir sapıklık içindedirler. “Ey kavmimiz! Allah’ın çağrısına uyunuz ve O’na iman ediniz. O, günahlarınızı affedecek ve âhirette acıklı azaptan koruyacaktır.” Gökleri, yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın, ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceğini düşünmezler mi? Evet, Allah’ın her şeye gücü yeter.” Kur’an 46:29-34
  101. “Artık güç ve kuvvet sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sen de sabret! Onlara azabın çabuk gelmesini isteme. Onlar uyarıldıkları azabı gördükleri zaman, sanki günün bir saati kadar beklemiş gibi olacaklardır. Bu bir tebliğdir. Yoldan çıkan topluluklardan başkası helâk olmayacaktır.” Kur’an 46:35
  102. “Artık güç ve kuvvet sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sen de sabret! Onlara azabın çabuk gelmesini isteme. Onlar uyarıldıkları azabı gördükleri zaman, sanki günün bir saati kadar beklemiş gibi olacaklardır. Bu bir tebliğdir. Yoldan çıkan topluluklardan başkası helâk olmayacaktır.” Kur’an 46:35
  103. “Bedevîlerden savaştan geri kalanlar sana, “Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Bizim için af dile” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: “Allah size bir zarar vermeyi dilerse, yahut bir fayda murat ederse, onun sizin için dilediğine kim engel olabilir? Doğrusu şu ki, Allah sizin yaptıklarınızdan haberdardır.” Kur’an 48:11
  104. ”Göklerde nice melek var ki onların şefaatleri, dilediği ve hoşnut olduğu kimse için Allah’ın izin vermesi dışında, bir işe yaramaz.” Kur’an 53:26
  105. ”Çağıranın görülmemiş bir şeye çağırdığı gün, sen de onlardan yüz çevir.” Kur’an 54:6
  106. ”Böylece kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah’ın elindedir, onu dilediğine bahşeder. Allah, büyük lütuf sahibidir.” Kur’an 57:29
  107. Onlara mağfiret dilesen de, dilemesen de birdir. Allah onları kesinlikle bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, yoldan çıkmış topluluğu doğru yola iletmez.” Kur’an 63:6
  108. ”Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O’dur.” Kur’an 68:7
  109. ”Ancak şunlar öyle değildir: Namaz kılanlar, Ki, onlar namazlarında devamlıdırlar (ihmal göstermezler;). Mallarında, belli bir hak vardır, İsteyen yoksula ve yoksuna… Ceza (ve hesap) gününün doğruluğuna inananlar; Rab’lerinin azabından korkanlar, Ki Rab’lerinin azabı(na karşı) emin olunamaz; Irzlarını koruyanlar Ancak eşlerine ve cariyelerine karşı müstesna; çünkü onlar kınanmaz. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar (sınırı) aşanlardır.” Kur’an 70:22-30
  110. ”(Resûlüm!) O kâfirlere ne oluyor ki, sana doğru koşuyorlar? Bölük bölük sağından ve solundan(gelip etrafını sarıyorlar) Onlardan her biri nimet cennetine sokulacağını mı umuyor? Hayır (hiç ummasınlar!) Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık (fakat ibret almadılar, imana gelmediler).” Kur’an 70:36-39
  111. Bir birey olarak yarattığım kişiyi bana bırak. Kendisine geniş servet verdim, Göz önünde duran oğullar (verdim), Kendisine bir döşeyiş döşedim. Üstelik o (öldükten sonra) daha da arttırmamı umuyor. Asla (ummasın)! Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.” Kur’an 74:11-16
  112. Bir birey olarak yarattığım kişiyi bana bırak.” Kur’an 74:11
  113. ””Sizi bu cezaya sokan nedir?” Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik, Yoksulu doyurmuyorduk, Boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık.” Ceza gününü de yalan sayıyorduk, Sonunda bize ölüm geldi çattı. Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.” Kur’an 74:42-48
  114. ”O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O’na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.” Kur’an 78:37
  115. ”Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân’ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.” Kur’an 78:38
  116. O gün kişi kaçar: kardeşinden, Annesinden, babasından, Eşinden ve çocuklarından. O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.” Kur’an 80:34-36
  117. ”Evet, bilir misin? Nedir acaba o ceza günü? O gün hiçbir kimse başkası için bir şey yapamaz. O gün iş Allah’a kalmıştır.” Kur’an 82:18-19
  118. ”Artık bundan sonra, ceza günü konusunda seni kim yalanlayabilir? Allah, hüküm verenlerin en üstünü değil midir?’‘ Kur’an 95:7-8
  119. ”O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın. Biz de zebânîleri çağıracağız.” Kur’an 96:17-18

Not: Dünyadaki yardım, ilahi yardım konuları bu içeriğe alınmamıştır.

Herkes sadece kendi yaptıklarından sorumludur. (4 ayet)