Rivayet Müslümanlığı

“De ki, Allah’a dininizi siz mi öğreteceksiniz?” Hucurat 16 Din, Matematik olsaydı; kutsal kitabımızda şöyle yazacaktı; “Çarpım, bir sayının diğer sayı adedince toplamıdır.”. Ve mutlaka örnek de verilecekti; “Örneğin 2×3=2+2+2=6”. “Allah, bütün öğretilerin en güzelini, kendi içinde tutarlı, her türlü ifadesini çeşitli biçimlerle tekrarlayan bir ilahi kelam şeklinde indirir…” Zümer 23 “Biz bu Kur’an’da insanların […]

“De ki, Allah’a dininizi siz mi öğreteceksiniz?” Hucurat 16

Din, Matematik olsaydı; kutsal kitabımızda şöyle yazacaktı; “Çarpım, bir sayının diğer sayı adedince toplamıdır.”. Ve mutlaka örnek de verilecekti; “Örneğin 2×3=2+2+2=6”.

“Allah, bütün öğretilerin en güzelini, kendi içinde tutarlı, her türlü ifadesini çeşitli biçimlerle tekrarlayan bir ilahi kelam şeklinde indirir…” Zümer 23

“Biz bu Kur’an’da insanların önüne her türlü örnek olayı koyduk….” Rum 58

“..belki (doğru yola) dönerler diye mesajlarımızı çok yönlü bir şekilde dile getirdik.” Ahkaf 27

Bu öyle bir kitap olacaktı ki, dünyada karşılaşabileceğimiz tüm problemlerin ve sorumlu olduğumuz tüm konuların cevabı olacaktı.

“Böylece (Allah) vahyedilmesini uygun gördüğü her şeyi kuluuna vahyetmiş oldu.” Necm 10

“…(Gördüğünüz gibi böyle) tüm temsilleri belki düşünürler diye insanların önüne koyuyoruz.” Haşr 21

“O, Elçi’sini doğru yol rehberli ve hak din ile göndermiştir ki, böylece (Hak) Din’i tamamıyla ortaya çıkarıp bildirmiş olsun; işte (buna) şahit olarak Allah yeter.” Fetih 28

“Biz, insanlığın (kurtuluşu) için hakikati ortaya koyan bu ilahi kelamı indirdik sana. Kim (buna sarılarak) doğru yola ulaşmayı seçerse bu kendi lehinedir ve kim de saparsa yine kendi aleyhine sapmış olur. Sen, onların seçimlerini belirleme gücüne sahip değilsin.” Zümer 41

“Bunun içindir ki, hangi soruyla karşına çıkarlarsa çıksınlar, Biz sana mutlaka asıl doğru olan neyse onu ve en güzel açıklamayı getirmekteyiz.” Furkan 33

Ayrıca inanılmaz derecede açıklayıcı, tekrar ve tekrar aynı formülleri bize öğretici, herkesin anlayabileceği bir kitap olacaktı.

“…Ve aklınızı kullanabilesiniz diye mesajlarımızı sizin için kolay anlaşılır kıldık.” Hadid 17

“Düşün, özünde apaçık olan ve hakikati bütün açılığıyla ortaya seren bu ilahi fermanı. Ki biz onu düşünüp kavrayabilmeniz için Arapça bir hitabe yaptık.” Zuhruf 2

“Gerçek şu ki, biz vahyi onlara adım adım ulaştırdık, ki böylece belki (üzerinde düşünür) akıllarında tutarlar.” Kasas 51

“Doğrusu biz Kur’an’ı ders alınsın diye kolaylaştırdık, öyleyse yok mudur ders alan?” Kamer

Ve Matematik’i bize öğretmek için gönderilen elçi bize hem bu kitabı okuyacak hem de karşılaştığı her problemde bu formüller uyarınca çözüm bulacaktı. Derse katılan kişiler elçinin bazen 1×5’i 5 bulduğuna, bazen de 2×2’yi 4 bulduğuna tanık olacaktı. İslam’ın eşitliği, elçi dahil tüm kulların aynı imtihandan sorumlu olmasını gerektirmektedir. Elçi de aynı formüllerden sorumludur, onun görevi örnek olmaktır.

“Allah’ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab’ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!“ Nisa 105

“O (Peygamber) hevasından konuşmuyor. O(‘nun konuştuğu) sadece bir vahiydir” (53:3,4)

“Rabbinden sana indirilene uy. Çünkü Allah yaptığınız herşeyden haberdardır. Ve yalnızca Allah’a dayan, zira dayanak olarak Allah yeter.” Ahzab 2-3

“De ki: Eğer (haktan) saparsam, kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer doğru yolu bulursam, bu da Rabbimin bana vahyettiği (Kur’an) sayesindedir. Şüphesiz O, işitendir, yakındır.” Sebe 50

“Doğrusu, (Biz hep) elçilerimizi hakikatin bütün kanıtları ile gönderdik ve onlar aracılığıyla vahyi bağışladık. (Yani insanlara bir) terazi verdik ki adaletle davranabilsinler…” Hadid 25

Bunları deftere not edenlere elçi uyarıda bulunacak ve ana kitaba sadık kalmalarını söylecekti. Elçinin kitaba tek bir formül dahi ekleme izni olmayacaktı.

“Ve eğer (peygamber) kısmen dahi söylemediğimiz sözler uydurarak Bize isnad etseydi, onu sağ kolundan şiddetle yakalar ve şah damarını kesip (başını) koparırdık da sizden hiç kimse buna engel olamazdı.” Hakka 44-47

“…Biz asla önüne geçilen biri değiliz.” Vakıa 60

“O (Yolunu şaşırmış) kimseler, Bizim adımıza, vahyettiğimizden başka bir şey ortaya atasın diye seni ayartarak, seni vahyettiğimiz (gerçeklerden) uzaklaştırmaya çalışmaktalar; öyle ki, bunu başarabilselerdi seni hemen kendilerine dost edinirlerdi!” İsra 73

Elçi dine formül eklemedi, formülleştirilen tüm uygulamalara da karşı çıktı, ana kitaba göre değişiklik yaptı. Yine de elçi uygulamada bir hata yaparsa, kitap tarafından uyarılacaktı. Elçinin örnekliği de kitapta yer alan hususlardan biri olacaktı.

“De ki, ‘göklerde ve yerde, Allah’tan başka hiç kimse, idraki aşan hakikatleri bütünüyle kavrayamaz, hiç kimse öldükten sonra ne zaman dirilteceğini bilemez.” Neml 65

“(Hiçbir insan) O’nun emirlerini asla kusursuz yerine getirmemiştir.” Abese 23

“De ki: ‘Ben yalnızca bir uyarıcıyım; bütün mevcudat üzerinde mutlak otorite sahibi olan Tek Allah’tan başka ilah yoktur.” Sad 65

Elçiden sonra her gelenin görevi hayatta karşılaştığı her probleme ana kitaba sadık kılarak çözüm bulmaktı. Kimsenin size formül üretme, kitabı sizin adınıza yorumlama ve problemlerinizi sizin adınıza çözme gibi bir yetkisi olmayacaktı.

“Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek Allah’a mahsustur…” Şura 10

“Allah, kendilerine kitap verilenlerden, ‘Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz’ diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alışveriş ne kadar kötü!“ Ali İmran 187

Hatta kimsenin yeni bir matematik kitabı yazma izni de olmayacaktı.

“Elleriyle (bir) Kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için ‘Bu Allah katındandır’ diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların!“ Bakara 79

Ama insanlar elçinin çözdüğü problemleri de basmak gerektiğini düşünecek ve bunu kitap haline getirmek için elçiden yüzlerce yıl sonra derleme yapmaya başlayacaklar. Tüm peygamberlerden sonra böyle şeyler yapılmıştır. Bunlardan doğrular olabilse de büyük çoğunluk kulaktan kulağa ulaşan yanlış bilgilerdir. Ve maalesef derlemeler arasında şöyle bilgilere rastlanacaktır; “Elçi bir seferinde 3 kere 4’ü 12 bulmuştur.”, “Falanca kişi filancadan elçinin bir keresinde 6’lı çarpımların yapılmaması gerektiğini söyledi”, “Elçinin 3 kere 4’ün ayrı bir hikmeti olduğunu söyledini işittim”

“Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir guruba uyarsanız imanınızdan sonra sizi yeniden inkârcılığa sevkederler.“ Ali İmran 100

“Ve, ne zaman mesajlarımız bütün açıklığıyla onlara tebliğ edildiyse tek cevapları şu olmuştur; ‘Atalarımızı (şahit olarak) getirin, eğer iddianızda haklı iseniz.” Casiye 25

“Bilerek hakkı bâtıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin.“ Bakara 42

Esasında sorun bu bilgilerin doğru yanlış olması da değildir. Sorun, matematiğin tüm formüllerini içeren tek kaynağa ilave yeni kaynaklar türetilmiş olmasıdır. İnsanlara her durumda kullanabilecekleri formüller verilse de insanlar aklını kullanmak istemez. Birileri kendilerine sonucu söylesin ister, bu yüzden direkt sonuca götüren kaynaklara rağbet ederler. Ama bu kaynaklar sonsuz sorunların tümüne cevap olamaz. Zaten tek satırlık formül tüm soruların cevabı iken sonsuz çarpım tablolarına gerek yoktur. Ama giriş açıldığı andan itibaren pek çok kaynak türer.

“Onlara arzularına göre bir ayet getirmediğin zaman ‘derleyip toplasaydın ya’ derler. De ki; ‘ben ancak Rabbimden bana ne geliyorsa ona uyarım!’. İşte bütünüyle bu Kur’an Rabbinizden gelen basiretlerdendir, iman eden bir kavim için hidayettir, rahmettir’.” Araf 203

“Ehl-i kitaptan bir grup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap’tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, derler. Onlar bile bile Allah’a iftira ediyorlar.“ Ali İmran 78

“Fakat zalimler, kendilerine söylenenleri başka sözlerle değiştirdiler. Bunun üzerine biz, yapmakta oldukları kötülükler sebebiyle zalimlerin üzerine gökten acı bir azap indirdik.“ Bakara 59

O kadar çok yeni kitap olmuştur ki bunlar arasından eleme yapmak gerekir. Elemeler sonucu ana kitaba ilave yeni kitaplar türer. Bu kitaplar birbirini çoğu konuda reddeder. Sonra fırkalaşma gerekir. Bazı kitapları doğru kabul edenler ve bazı kitapları yanlış kabul edenler. Birbiri ile çelişen noktaları olan kitapları doğru kabul eden insanlar çelişkiye rağmen hepsine inanmak gerektiğini söyler. Bir kitapta 2×2=3 iken diğerinde 2*2=5’tir, ana kitaba göre 4 çıkmaktadır ama yine de hepsine inanmak gerekir. İnanmayan sapık ilan edilir.

“Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.“ Bakara 86

“Allah kuluna kâfi değil midir? Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun yolunu doğrultacak biri yoktur.” Zümer 36

“Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvâ gösterirseniz, muhakkak ki bu, (yapılacak) işlerin en değerlisidir.“ Ali İmran 186

“Kendilerine Kitap’tan nasip verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar!“ Nisa 44

Ve bu durumda sonsuza kadar yeni kaynak türer. Çünkü hayatta 4 karşılığı bilim ile ortaya çıktığı halde neden kitaplarda 3 ve 5 sonuçları olduğunun bir açıklaması gerekir. Bu açıklamayı yapan kitaplar ortaya çıkar. Bunlara bakmadan diğer kitapları ve ana kitabı anlamanın sapıklık olacağı ilan edilir. Sonra da bunlarla aradaki farkları açıklayacak ve hayatta ortaya çıkan yeni problemlerin çözümünü sunacak kitaplar gerekir. Din sürekli çoğalır.

“Hakikat birdi, cahiller onu çoğalttı.” Hz.Ali

“…(sadece) O’dur her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet eden.” Haşr 22-24

“…zira yalnızca O’dur her hükmünde tam isabet kaydeden ve her şeyden haberdar olan.” Seb 1

Sonuçta insanlar sağdan 3, soldan 5, bazen 7 duyarlar. Formül kitabını okuyup üfleyip duvara asarlar ve çözümleri kulaktan dolma bilgilere bağlarlar. Neden hiçbir sorunu binlerce yıl çözemediklerini anlamadan yaşar giderler. Ana formüle sadık kalanların başlarına elçinin başına gelenler gelir.

“Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur’an’a devri geçmiş, işlevi kalmamış bir kitap muamelesi yaptı.” Furkan 30

“…kendilerine daha önce vahiy verilip de, üzerlerinden uzun zaman geçtiği için kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlarlar, ki onların bir çoğu yoldan sapmıştır.” Hadid 16

Ana kitapta her sorunun cevabını bulamayanlar “Hadi bize 7 kere 6’yı ana kitapta göster” derler. Oysa kitap her şeyin cevabını çoktan vermiştir. Anlamak isteyenler için dinde formülü koyanla formülü açıklayan aynı kişidir, araya kimse giremez.

“Sonra onu açıklamak da bize aittir.” Kıyame 19

İnsanlar ise sağdan soldan duydukları rivayetlerin sonuçları hakkında çarpışmaya, bu uğurda tartışmalar ve fırkalaşmalar oluşturmaya ve insan öldürmeye devam ederler.

“O müşriklerden (olmayın ki) onlar, dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her grup (hakikatin) kendinde kalan (kısmına) güvenmektedir.” 30:32

“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.“ Ali İmran 105

“…ne zaman ki (vahiy yoluyla) kendilerine (hakikat) bilgisi geldi; işte o zaman aralarında çekişmeye, farklı görüşler benimsemeye başladılar. Allah çekişmeye düştükleri her konuda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.” Yunus 93

“Siz [ey insanlar,] neye inanılacağı konusunda derin bir ayrılık içindesiniz.” Zariyat 8

Kur’an Allah adına din konuşanlara ve türetenlere, dinden çıkar sağlayanlara karşı gönderilmiştir. Onların tüm sonuçlarına, rivayetlerini doğru yanlış demeden kaldırır ve ana formülü ortaya koyar.

“Oysa kendileri yalnızca Allah’a kulluk etmek, din koyma yetkisinin sadece O’na mahsus olduğuna iman edip batıl olan her şeyden uzak durmak, ibadeti hakkıyla eda etmek, arınmak ve arıtmak için verilmesi gerekeni vermekle emrolunmuşlardı. İşte insalığın ebedi değerler sistemi budur.” Beyyine 5

“Allah’ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaları sebebiyle, kâfirlerin kalplerine yakında korku salacağız. Gidecekleri yer de cehennemdir. Zalimlerin varacağı yer ne kötüdür!“ Ali İmran 151

Böylelikle din ferahlar. İnsan neden sorumlu olduğunu bilir. Dışarıdan yanlış girişlerin yolu kapanır. Formüle sadık kalıp hata yapmanın bile affı vardır. Ama başkasından duyduğu sonuçları yaşayanın doğru sonuçları bile boşa gitmiştir. Çünkü bilmeden doğruyu yapmış olurlar, tesafüden yapılan doğru sonuç şanstır, bilinçli bir seçim değil.

“…yanılırsanız bir günah işlemiş olmazsınız. (Asıl önemli olan) kalplerinizden geçendir, çünkü Allah gerçekten çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.” Ahzab 5

“Ve cehennemde olanlar derler ki: “Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sıratı Mustakîmi’nden) saptık.” Ahzab 67

“Ey iman edenler! Açıklanması (dini detaylandırıp) zorlaştıracak soruları sormayın. Eğer Kur’an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (Açıklanmadığına göre) Allah onları affetmiştir. (Siz sorup da başınıza iş çıkarmayın). Allah çok bağışlayıcıdır, aceleci değildir.“ Maide 101

İnsanlar dinde kendilerine danışılmasını mecbur bırakmak için onu detaylandırlar. “Siz çarpımları bilebilirsiniz, bizim üstad türevlerden haberdar” der. Oysa sınav kağıdında nelerden sorumlu olduğumuz belirlenmiş ve neleri kimsenin bilemeyeceği bize açıklanmıştır. İnsanlara din konusunda muhtaç kalacağımız tek bir açık kapı bırakılmamıştır.

“Gaybı sadece O bilir ve O gaybına kimseyi bütünüyle asla muttali kılmaz, razı olduğu elçi müstesna. Böylesi bir durumda O, gerek bildiği gerekse bilmediği hususrlarda ilahi gözeim altına alarak hedefine ulaştırır.” Cin 26,27

“Allah, bir tek olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Allah’tan başkaları anıldığında bakarsın sevinirler.” Zümer 45

“De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.“ Ali İmran 99

“De ki; ‘kendinizi hiç düşündünüz mü? Allah’ın azabı size gelse, Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer sözünde doğru kimselerseniz cevap verin.” En’am 40

Tarih boyu bu kişiler dinin savunucusu, hocası, hacısı, resmi kurumu, kilisesi olarak adlandırılmıştır. Allah’ın kitabında “dini biz anlar, size ne yapacağınızı biz söyleriz” diyen bu aracılar şiddetle reddedilir. Bu kişilerse din adı altında kendi kaynaklarında cevaplar aramaya ve insanlara hayatı cehenneme çevirmeye devam ederler. Kur’an varken kimsenin din koyma yetkisi yoktur.

“Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâğut’a inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, Tâğut’un önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.“ Nisa 60

“İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar, Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler?” Casiye 6

“…(kıyamet günü) onları hep birden toplayacağız, sonra da Allah’a ortak koşanlara ‘Nerede o boş yere davasını güttükleriniz?’ diyeceğiz.” En’am 22

“Allah’ı bırakıp (Yahudiler) bilginlerini, (Hristiyanlar da) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilaha kulluk edinmeleri emrolundu. O’ndan başka tanrı yoktur. O bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır.” Tevbe 31

Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak “Bu helâldir, şu da haramdır” demeyin, çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.” Nahl 116

Bu kişilerin yaptığı ortak koşmaktır. Çünkü ellerindeki kitaplar ne söylese onu doğru sonuç kabul ederler, Allah’ın kitabında söylediği ile çelişen noktalar olan kitapların ellerinde olmasından rahatsız olmazlar.

“Başkalarından vazgeçerek hep O’na gönül verin ve O’ndan sakının. Namaza devam edin ve müşrilerden olmayın.” 30:31

“…(kendilerine kitap) verilip de sonrumluluğunun gereğini yerine getirmeyenlerin durumu, kitaplar yüklenmiş eşeğin durumu gibidir…” Cuma 5

“Gerçek şu ki, kendilerine doğru yol (bu kitap ile) apaçık gösterildikten sonra ısrtlarını dönenlere şeytan hayallerini süsler ve sahte ve düzmece ümitlerle doldurur.” Muhammed 25

Din, herkesin anlayabileceği ana kitaptır. Din adına yapılabilecek tek şey insanları bu kitaba yönlendirmektir. Kimsenin formülleri insanlar adına çözmesi dine iyilik değildir.

“…(Kur’an) İlahi bir kitaptır ki, ayetleri her şeyden bütünüyle haberdar olan hikmet sahibi (Allah) tarafından kendi içlerinde açık ve anlaşılır kılınmış, birbirleriyle açıklanmış ve ayrıca birbirleriyle bağlantılı olarak etraflı biçimde dile getirilmiştir, ki Allahtan başkasına kulluk etmeyesiniz (Onu size açıklaması için başkasına muhtaç olmayasınız)….” Hud 1-2

“Biz onların neler söylediğini çok iyi biliyoruz; ne ki sen onları zorla (inandıracak) bir zorba değilsin; şu halde sen benim tehditlerimden korkanları bu Kur’an aracılığıyla uyarmaya devam et.” Hucurat 45

Elde hayatın tüm formüllerini anlatan kitap varken insanlara muhtaç olmak insanın başına gelebilecek en vahim durum…

“İşte kendisi hakkında hiçbir kuşkuya yer olmayan bu ilahi kelam, takva sahipleri için doğru yolu göstericidir.” Bakara 2

“De ki; ‘Bu (Kur’an) muazzam bir mesajdır, (nasıl) ondan yüz çevirirsiniz?” Sad 67-68

“İndirdiğimiz açık delilleri ve hidâyet yolunu -kitapta onu insanlara apaçık göstermemizden sonra- gizleyenler yok mu, işte onlara hem Allah hem de bütün lânet ediciler lânet eder.“ Bakara 159