Kur’an’daki tüm kitap ayetleri (Kur’an anlaşılırdır, öğüttür, kılavuzdur, uyarıdır)

  1. “O kitap (Kur’an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler için bir yol göstericidir.” Kur’an 2:2
  2. “Sana apaçık ayetler indirmekteyiz. Yoldan çıkmış olanlardan başkası onları inkar etmez.” Kur’an 2:99
  3. “Geçmişte vahyedilen vahiyleri tasdik eden bu ilâhî kelamı sana safha safha indiren O’dur. Geçmişte insanlığa yol gösterici olarak yine Tevrat’ı ve İncil’i de O indirmişti. Doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etmeye yarayan gerçeklik bilgisini de. Allah’ın âyetlerini inkâra şartlanmış olanlara gelince, onları acı bir azap beklemektedir; zira Allah kudret sahibidir, kötülüğü cezalandırandır.” Kur’an 3:3-4
  4. “Hâlâ Kur’ân üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gönderilmiş olsaydı onda birçok çelişki bulurlardı.” Kur’an 4:82
  5. “Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu? İşte kâfirlere, yaptıkları böyle süslü gösterilmiştir.” Kur’an 6:122
  6. “Âyetlerimiz onlara okunduğu zaman dediler ki: “İşittik; istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.” Kur’an 8:31
  7. “Elif. Lâm. Râ. İşte bunlar hikmet dolu Kitâb’ın âyetleridir.” Kur’an 10:1
  8. “Bu Kur’ân, Allah’tan başka varlıklar tarafından uydurulabilecek bir kitap değildir. Kur’ân, kendinden öncekini tasdik etmekte ve onu açıklamaktadır. Onda şüphe yoktur; o, alemlerin Rabbindendir.” Kur’an 10:37
  9. “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.” Kur’an 10:57
  10. “Dünya hayatında da âhirette de onlara müjde vardır. Allah’ın sözlerinde asla değişme yoktur. İşte bu, büyük kurtuluşun tâ kendisidir.” Kur’an 10:64
  11. “Elif, lâm, râ. Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından âyetleri önce sağlam kılınmış, sonra da detaylandırılıp açıklanmış bir kitaptır.” Kur’an 11:1
  12. “Elif, lâm, râ. Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir.” Kur’an 12:1
  13. “Aklınızı kullanasınız diye biz onu Arapça bir Kur’ân olarak indirdik.” Kur’an 12:2
  14. “Andolsun, onların olgularında akıl sahipleri için pek çok ders vardır. Kur’ân, uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat Kur’ân, kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi açıklayan; iman eden toplum için bir rahmet ve bir rehberdir.” Kur’an 12:111
  15. “Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra hükümranlık tahtını/tüm kâinatı kaplayan, Güneş’i ve Ay’ı emrine boyun eğdiren Allah’tır. Bunların her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip âyetleri açıklamaktadır.” Kur’an 13:2
  16. “İnkâr edenler, “Sen peygamber değilsin” diyorlar. De ki: “Benim ile sizin aranızda tanık olarak Allah ve kitabı bilenler yeter.” Kur’an 13:43
  17. “Elif, lâm, râ. Bu, Rabblerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip ve övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. “ Kur’an 14:1
  18. “Görmedin mi Allah nasıl bir örnekleme yaptı. Güzel söz (Kur’an), kökü yerde sabit, dalları gökte olan verimli bir ağaca benzer. O ağaç, Rabbinin izniyle meyvesini her zaman verir. Allah, insanlara böyle örnekler verir ki, düşünebilsinler. Çirkin bir söz de, gövdesi toprağın üstünde destek bulamamış bir ağaca benzer. Çirkin bir söz de, gövdesi toprağın üstünde destek bulamamış bir ağaca benzer.” Kur’an 14:24-28
  19. “İşte bu, kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye, insanlara bir bildiridir” Kur’an 14:32
  20. “Elif, lâm, râ. Bunlar, kitabın ve apaçık bir Kur’ân’ın âyetleridir.” Kur’an 15:1
  21. “Kur’ân’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.” Kur’an 15:9
  22. Kur’ân okuduğun zaman, o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın!” Kur’an 16:98
  23. “De ki: “Kur’ân’ı Kutsal Rûh/Cebrâil, Rabbinin katından, inananların inançlarını pekiştirmek için ve Müslümanlara rehber ve müjde olarak gerçekle indirmiştir.” Kur’an 16:102
  24. “Andolsun ki biz, onların “Kur’ân’ı ona bir insan öğretiyor” demekte olduklarını biliyoruz. Nisbet etmeye uğraştıkları adamın dili yabancıdır. Oysaki bu Kur’ân apaçık bir Arapça’dır.” Kur’an 16:103
  25. “Allah’ın âyetlerine inanmayanlara Allah kılavuzluk etmez. Onlar için acıklı bir azap vardır.” Kur’an 16:104
  26. “Şüphesiz bu Kur’ân, dosdoğru olanı gösterir ve iyi işler yapan müminlere büyük ödül olduğunu ve âhirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı bildirir.” Kur’an 17:9
  27. “Andolsun, bu Kur’ân’da düşünüp anlamaları için bunları açık açık anlatıyoruz; fakat bu, sadece onların nefretini arttırıyor.” Kur’an 17:41
  28. Kur’ân okuduğun zaman, senin ile âhirete inanmayanlar arasına gizli bir engel koyarız. Âhirete inanmayanlar Kur’ân’ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Çünkü, Kur’ân’da Rabbini yalnız andığın zaman, onlar canları sıkılarak arkalarını dönerler.” Kur’an 17:46,47
  29. “Biz Kur’ân’dan, müminlere gönüllere şifâ ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. Ama bu, zâlimlere ziyan arttırmaktan başka bir katkıda bulunmaz.” Kur’an 17:82
  30. “Muhakkak ki biz, bu Kur’ân’da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan vazgeçmedi.” Kur’an 17:89
  31. “(Kur’an dinlediklerinde) Derler ki: “Rabbimizi noksan sıfatlardan uzak tutarız. Rabbimizin vaadi mutlaka yerine getirilir.” Ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Kur’ân onların saygısını arttırır.” Kur’an 17:110
  32. Biz, geceyi ve gündüzü iki ayet yaptık; sonra gecenin karanlığını silip gündüzün aydınlığını gösterici yaptık ki, Rabbinizden bir lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz. Biz her şeyi açık açık anlattık.” Kur’an 17:12
  33. “Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namaz kıl ve sabahın Kur’ân’ını da unutma. Çünkü sabahın Kur’ân’ı görülecek şeydir.” Kur’an 17:78
  34. “Bütün övgüler, kuluna kitabı indiren ve ona hiçbir eğrilik koymayan Allah’a aittir.” Kur’an 18:1
  35. “Onu dosdoğru bir kitap olarak indirdi ki Allah’ın katından gelecek şiddetli azaba karşı uyarsın; iyi işler yapan müminlere de, kendileri için, içinde süreli bulunacakları güzel bir ödül olduğunu müjdelesin ve “Allah çocuk edindi” diyenleri de uyarsın.” Kur’an 18:2,3,4
  36. “Andolsun ki biz, bu Kur’ân’da insanlara her örneği açıkladık. Ama insan tartışmaya her şeyden daha düşkündür.” Kur’an 18:54
  37. “Biz Kur’ân’ı, sadece Allah’tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye, senin dilinle kolaylaştırdık.” Kur’an 19:97
  38. “Biz, Kur’ân’ı sana güçlük çekesin diye değil, Allah’a saygılı olana bir öğüt olsun diye indirdik.” Kur’an 20:2
  39. “Biz, onu Arapça bir Kur’ân olarak indirdik. Onda uyarıları ayrıntılı olarak açıkladık ki, belki saygılı olurlar, yahut onlara bir hatırlatma yapar.” Kur’an 20:113
  40. “Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Kur’ân sana vahyedilirken, vahiy bitmeden önce tekrarlamakta acele etme ve “Rabbim, ilmimi arttır!” de.” Kur’an 20:114
  41. Kim mesajımdan yüz çevirirse sıkıntılarla dolu bir hayata mahkum olur. Diriliş günü de onu kör olarak meydana çıkarırız.” Kur’an 20:124
  42. “Andolsun, size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. Hâla akıllanmaz mısınız?” Kur’an 21:10
  43. “İşte bu Kur’ân da bizim indirdiğimiz hayırlı ve faydalı bir öğüttür. Şimdi onu inkâr mı ediyorsunuz?” Kur’an 21:50
  44. “İşte böyle biz, Kur’ân’ı apaçık âyetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah dileyeni doğru yola iletir.” Kur’an 22:16
  45. “Ve onlar, sözün en güzeline (Kur’an’a) yöneltilmişler, övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.” Kur’an 22:24
  46. “Kendilerine ilim verilmiş olanlar da Kur’ân’ın, senin Rabbinden gelenin hak olduğunu bilsinler de ona inansınlar; böylece kalpleri ona saygı duysun. Şüphesiz Allah, inananları doğru yola iletir.” Kur’an 22:54
  47. “Bu, hükümlerini farz kılarak indirdiğimiz bir sûredir. Bu sûrede düşünüp öğüt alasınız diye apaçık deliller de indirdik.” Kur’an 24:100
  48. “Ve Allah âyetleri size açıklıyor. Allah, (işin iç yüzünü) çok iyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Kur’an 24:8
  49. “Andolsun ki biz size (gerekeni) açık açık bildiren âyetler, sizden önce yaşayıp gitmiş olanlardan örnekler ve takvâya ulaşmış kimseler için öğütler indirdik.” Kur’an 24:34
  50. “Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O’nun nûru, içinde kandil bulunan bir oyuğa/lambaya benzer. Kandil, bir cam içerisindedir. Cam, sanki inciden bir yıldızdır. Ne doğuya ne batıya ait olan mübarek bir zeytin ağacının yağından yakılır. Öyle ki, ateş değmese de neredeyse yağı ışık verir. O, nûr üstüne nûrdur. Allah dileyen kimseyi nûruna iletir. Allah, insanlara örnekler verir. Allah, her şeyi bilir. ” Kur’an 24:35
  51. “Andolsun ki biz her şeyi güzelce açıklayan âyetler indirdik. Allah, dileyeni doğru yola iletir.” Kur’an 24:46
  52. “…İşte Allah, düşünüp anlayasınız diye size âyetleri böyle açıklar.” Kur’an 24:61
  53. “Bütün insanlara bir uyarı olsun diye kuluna, hakla bâtılı ayıran kitabı indiren Allah, yüceler yücesidir.” Kur’an 25:1
  54. “İnkâr edenler, “Bu Kur’ân, Muhammed’in uydurduğu bir yalandır. Bu uydurmada ona başka bir topluluk da yardım etmiştir” dediler. Kâfirler, bu sözleriyle haksızlık edip yalan söylemişlerdir. Kâfirler, “Kur’ân âyetleri, öncekilerin masallarıdır. Onları kendisi yazdırmıştır. Bunlar sabah-akşam kendisine okunmaktadır” dediler.” Kur’an 25:4,5
  55. “Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir.” Kur’an 26:2
  56. “Kur’ân’ı, Rûhulemîn/Cebrâil, uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.” Kur’an 26:193,194,195
  57. “Kur’ân’ı şeytanlar indirmemiştir. Bu, ne onlara düşer, ne de ona güç yetirebilirler. Çünkü şeytanlar, kulak hırsızlığından uzak tutulmuşlardır.” Kur’an 26:210,211,212
  58. “Tâ, sîn. Bunlar, Kur’ân’ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir. İnananlara rehber ve müjdedir.” Kur’an 27:1,2
  59. “Doğrusu bu Kur’ân, İsrâiloğulları’na, hakkında ihtilaf edegeldikleri konuların pek çoğunu anlatmaktadır.” Kur’an 27:76
  60. “Doğrusu Kur’ân, müminler için bir kılavuz ve rahmettir.” Kur’an 27:77
  61. “Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir.” Kur’an 28:2
  62. “Andolsun ki biz, ilk nesilleri helâk ettikten sonra, insanlar düşünüp öğüt alsınlar diye Mûsâ’ya, aydınlanma kaynağı, rehber ve rahmet olarak kitabı verdik.” Kur’an 28:43
  63. “Andolsun ki, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü birbiri ardınca yetiştirmişizdir.” Kur’an 28:51
  64. “Kendilerine daha önceden kitap verdiklerimiz, Kur’ân’a inanırlar. Kur’ân onlara okunduğu zaman, “Ona inandık, doğrusu o, Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz, daha önceden Müslüman olmuş kimseleriz” derler.” Kur’an 28:52,53
  65. “İşte biz, bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir.” Kur’an 29:43
  66. “Oysa tam aksine, Kur’ân, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde apaçık âyetler halindedir. Bizim âyetlerimizi zâlimlerden başkası inkâr edemez.” Kur’an 29:49
  67. “Biz, insanlara bu Kur’ân’da her türlü örneği verdik. Şâyet onlara bir mucize getirsen, inkârcılar kesinlikle şöyle diyecekler: “Siz, sadece bâtıl şeyler ortaya koymaktasınız.” Kur’an 30:58
  68. “İşte bu âyetler, hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir.” Kur’an 31:2
  69. “Yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsa, yedi denizle desteklenen bir deniz de mürekkep olsa, yine de Allah’ın sözleri yazmakla bitmezdi. Doğrusu Allah, güçlüdür; hikmet sahibidir.” Kur’an 31:27
  70. “Bu Kitab’ın, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olduğunda asla şüphe yoktur.” Kur’an 32:2
  71. “Yoksa “onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır, o, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu uyarman için Rabbin tarafından gelen bir haktır. Umulur ki doğru yolu bulurlar.” Kur’an 32:3
  72. “Eğer seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Oysa ki peygamberleri onlara açık âyetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.” Kur’an 35:25
  73. Hikmet dolu Kur’an hakkı için.” Kur’an 36:2
  74. “Sad. Öğüt veren Kur’an’a yemin ederim ki, küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, bir gurur ve tefrika içindedirler.” Kur’an 38:1,2
  75. ”Sana bu mübarek kitabı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.” Kur’an 38:29
  76. “Allah, “Gerçek budur ve ben gerçeği söylerim.” Kur’an 38:84
  77. “Bu Kur’ân sadece âlemlere bir öğüttür.” Kur’an 38:87
  78. ”Bizim bu kitabı sana gerçek olarak indirdiğimizde şüphe yoktur. O halde sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et.” Kur’an 39:2
  79. “Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab’ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah’ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah’ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.” Kur’an 39:23
  80. “Andolsun ki biz, öğüt alsınlar diye, bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik.” Kur’an 39:27
  81. “Sakınsınlar diye, onu pürüzsüz Arapça bir Kur’ân olarak indirdik.” Kur’an 39:28
  82. “Siz farkında olmadan ansızın başınıza azap gelmeden önce, Rabbinizden size indirilen en güzel kitaba uyunuz ki, hiçbir insan, “Allah’a karşı aşırı gittiğim, küçümseyenlerden biri olduğum için yazıklar olsun bana!” demesin.” Kur’an 39:55
  83. “Bu Kitap mutlak galip, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi Allah tarafından indirilmiştir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur, dönüş ancak O’nadır.” Kur’an 40:2,3
  84. “(Bu) bilen bir kavim için, âyetleri Arapça okunarak açıklanmış bir kitaptır. Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Buna rağmen onların çoğu yüz çevirip dinlemezler.” Kur’an 41:3,4
  85. “Kendilerine mesaj ulaştıktan sonra onu inkar edenler bilsin ki o üstün bir kitaptır. Ona önünden de ardından da bâtıl gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah’tan indirilmiştir.” Kur’an 41:41,42
  86. Sana söylenenler, senden önceki peygamberlere söylenenlerden başkası değildir. Şüphesiz senin Rabbin, hem affedicidir; hem de acı bir azap sahibidir.” Kur’an 41:43
  87. “Eğer biz bu Kur’ân’ı yabancı bir dilde indirseydik, onlar kesinlikle, “Âyetlerinin açıklanması gerekmez miydi? Bir Arap’a yabancı bir dille söylenir mi?” diyeceklerdi. De ki: “O, inananlar için bir yol gösterici ve gönüllerine şifadır. Kâfirlerin kulaklarında ağırlık vardır ve Kur’ân onlara kapalıdır; sanki onlara uzak bir yerden sesleniliyor.” Kur’an 41:44
  88. “İşte böylece şehirlerin anası Mekke ve çevresindekileri uyarman ve gerçekleşmesinde şüphe bulunmayan toplanma günü hakkında korkutman için sana Arapça bir Kur’ân indirdik. O gün insanların bir kısmı cennette, bir kısmı da alevli ateşte olacaktır. Eğer Allah dileseydi, onları bir tek inanç etrafında toplardı. Fakat O, dileyenleri rahmetinin içine alır. Zâlimler için hiçbir koruyucu ve yardımcı yoktur.” Kur’an 42:7,8
  89. Gerçeği taşıyan kitabı ve adalet ölçüsünü hak olarak indiren Allah’tır. Ne biliyorsun, belki de kıyamet saati yakındır!” Kur’an 42:17
  90. “İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner.” Kur’an 42:52-53
  91. Apaçık kitaba andolsun.” Kur’an 43:1
  92. Apaçık olan Kitap’a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.” Kur’an 44:2
  93. “Böylece biz Kur’ân’ı senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, düşünüp öğüt alsınlar.” Kur’an 44:58
  94. “İşte bu Kur’an bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere gelince, onlara en kötüsünden, elem verici bir azap vardır.” Kur’an 45:11
  95. “Sonra sana da din konusunda bir yasa verdik; sen ona uymalısın, bilmeyenlerin keyfine uyma.” Kur’an 45:18
  96. “Bu (Kur’an), insanlar için basiret nurları, kesin olarak inanan bir toplum için hidayet ve rahmettir.” Kur’an 45:20
  97. “O gün bütün insanları diz çökmüş görürsün. Herkes kendi kitabına çağrılır. Onlara şöyle denir: “Bugün yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz.” Kur’an 45:28
  98. “Kitap, üstün ve hikmet sahibi Allah tarafından indirilmiştir.” Kur’an 46:2
  99. “Âyetlerimiz onlara apaçık okunduğunda, hakikat kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.” Kur’an 46:7
  100. “Kur’ân’dan önce Mûsâ’nın kitabı, rehber ve rahmet olarak vardı. Bu da onu doğrulayıcı bir kitaptır. Zulmedenleri uyarmak ve iyi iş yapanları da müjdelemek için Arapça olarak indirilmiştir.” Kur’an 46:12
  101. “Kaf. Şerefli Kur’an’a andolsun.” Kur’an 50:1
  102. “Bunları, yönelen her kul için bir aydınlatma ve öğüt yaptık.” Kur’an 50:8
  103. ”Yahut “Onu kendisi uydurdu!” mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmezler. Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz getirsinler.” Kur’an 52:33-34
  104. ”Andolsun biz Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. (Ondan) öğüt alan yok mu?” Kur’an 54:17
  105. ”Andolsun biz Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. (Ondan) öğüt alan yok mu?” Kur’an 54:22
  106. ”Andolsun biz Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. (Ondan) öğüt alan yok mu?” Kur’an 54:32
  107. ”Andolsun biz Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. (Ondan) öğüt alan yok mu?” Kur’an 54:40
  108. ”Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” Kur’an 57:9
  109. ”İman edenlerin Allah’ı anma ve O’ndan inen Kur’an sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onlardan bir çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.” Kur’an 57:16
  110. ”Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.” Kur’an 59:21
  111. ”Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap taşıyan merkebin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini yalanlamış olan kavmin durumu ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.” Kur’an 62:5
  112. ”Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. Ey inanan akıl sahipleri! Allah’tan korkun. Allah size gerçekten bir uyarıcı (kitap) indirmiştir.” Kur’an 65:10
  113. ”O inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da (kin ve hasetlerinden:) “Hiç şüphe yok o bir delidir” derler.” Kur’an 68:51
  114. ” Oysa o (Kur’an), âlemler için ancak bir öğüttür.” Kur’an 68:52
  115. ”Ki, o (Kur’an) elbette değerli bir elçinin sözüdür. Ve o, bir şair sözü değildir. Ne de az iman ediyorsunuz! Kahin sözü de değildir; ne de az düşünüyorsunuz? Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. Eğer (Peygamber) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı, Elbette onu kıskıvrak yakalardık. Sonra onun can damarını keserdik. Ve sizden kimse de buna engel olamazdı.” Kur’an 69:40-47
  116. ”Doğrusu o (Kur’an), takvâ sahipleri için bir öğüttür.” Kur’an 69:48
  117. ”Muhakkak o (Kur’an), kâfirler için bir yarasıdır.” Kur’an 69:50
  118. ”O (Kur’an), kuşkusuz mutlak gerçektir.” Kur’an 69:51
  119. ”(Resûlüm!) De ki: Cinlerden bir topluluğun (benim okuduğum Kur’an’ı) dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz, hârikulâde güzel bir Kur’an dinledik . Doğru yola iletiyor, ona iman ettik. (Artık) kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız. Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir. Doğrusu bizim beyinsiz olanımız (iblis veya azgın cinler), Allah hakkında pekaşırı yalanlar uyduruyormuş. Halbuki biz, gerek insanlar gerekse cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler, sanmıştık. Şu da gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı. Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah’ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı. ” Kur’an 72:1-8
  120. ”Doğrusu biz, o hidayeti (Kur’an’ı) işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artık ne bir (ecrinin) eksikliğe uğratılmasından ne de haksızlık edilmesinden korkar.’ Kur’an 71:13
  121. ”Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl. Yarısında veya yarısından biraz önce. Veya bunu artır ve ağır ağır Kur’an oku. Doğrusu biz sana (taşıması) ağır bir söz vahyedeceğiz. Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kıraata daha elverişlidir. Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var. Rabbinin adını an. Bütün varlığınla O’na yönel.” Kur’an 73:2-8
  122. ”Böyle iken onlara ne oluyor ki, öğütten yüz çeviriyorlar? Kaçan yaban eşekleri gibi, Âdeta arslandan ürkmüş. Hayır, onlardan her biri, kendisine özel olarak açılmış sayfalar verilmesini ister. Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar. Doğrusu, bu bir öğüttür. Dileyen ondan öğüt alır. Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da O’dur, mağfiret sahibi de O’dur.” Kur’an 74:49-56
  123. ”Onu aceleye getirip dilini oynatma. Onu toplamak da okutmak da bize düşer. Biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşunu izle. Sonra onu açıklamak da bize düşer.” Kur’an 75:16-19
  124. ”Muhakkak Biziz, Biz ki sana Kur’an’ı parça parça indirdik.” Kur’an 76:23
  125. ”Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.” Kur’an 76:29
  126. ”Onlar artık bundan (Kur’an’dan) sonra hangi söze inanacaklar.” Kur’an 77:50
  127. ”Hayır! Şüphesiz bunlar bir öğüttür, Dileyen ondan (Kur’an’dan) öğüt alır, O, değerli sahifelerdir, Yüce ve temiz. Kâtiplerin ellerindedir, Değerli ve güvenilir katiplerin.” Kur’an 80:11-16
  128. ”O (Kur’an), şüphesiz değerli,bir elçinin (Cebrail’in) getirdiği sözdür.” Kur’an 81:19
  129. ”O, herkes için, bir öğüttür.” Kur’an 81:27
  130. ”Şüphesiz bu (anlatılanlar), önceki kitaplarda da vardır. İbrahim ve Musa’nın kitaplarında.” Kur’an 87:18-19
  131. Apaçık delil kendilerine gelinceye kadar ehl-i kitaptan ve müşriklerden inkârcılar (küfürden) ayrılacak değillerdi. (İşte o apaçık delil,) Allah tarafından gönderilen ve tertemiz sahifeleri okuyan bir elçidir. En doğru hükümler vardır şu sahifelerde.” Kur’an 97:1-3