Kur’an’daki cennetten kovulmanın bilimin “tarım toplumuna geçişin nedeni” bulmacasına cevap oluşu

Konuyu baştan almak için: http://abdullah.us/insan-maymundan-beserler-ademden/

Bilim sebebini çözemediği ikinci konu; insan topluluklarının avcı-toplayıcılıktan tarım toplumuna geçişidir. Avcı-toplayıcılık süreci 2,5 milyon yıl sürmüştür. Çok az sayıda insan çok geniş alanlarda, çok az çalışarak geçiniyordu. Günde bir-iki saat avlanarak veya toplayıcılık yaparak çok çeşitli besinler tüketiyorlardı. Sayıları bazen yüze ulaşmayan topluluklara yüzlerce kilometrelik alanlar düşüyordu.

Tarım toplumuna geçildiğinde ise günlük tüketilen gıda oranı düştü, bazı topluluklarda tek bir gıdaya yani buğdaya indirgendi. Sürekli çalışmak zorunluluğunun yanı sıra elde edilen şey çok azdı. Ayrıca kişi başına düşen alan inanılmaz azalmıştı. Ve sel, çekirge, hastalık gibi nedenler bile aç kalma sebebi idi. Ömür boyu hep bir sonraki ve hatta daha sonraki yılları düşünmek gerekiyordu. Ayrıca tarlaları, mahsulu korumak gibi görevler türemişti.

Avcı-toplayıcılık neredeyse tam anlamıyla Kur’an’da tabir edilen cennet yaşamına benzer. Yüzlerce kilometrelik manzara, uçsuz bucaksız gibi gelen bir dünyada insanı mutlu edecek kadar meşgale, sonrası tatil ve huzur. Hatta bu yüzden bu topluluklara bilim “ilk müreffeh toplumlar” demektedir. Tarım toplumuna geçiş ise mutlaka uzun yıllar içerisinde olmuş olmalıdır, yani bir sebep insanları buna itmiş olmalıdır.

Bilimin çözemediği değişim budur.

“…Nasıl oldu da buğday Homo sapiens’i pek de fena olmayan bir yaşamı, sefalet içinde bir yaşamla değiştirmeye ikna edebildi? Bunun karşılığında ne sunuyordu?…”

Bilimin bulamadığı bu sebebi Kur’an bir misal olarak anlatmaktadır.

Her şeyden önce “cennet” kelimesi iki manaya gelir; ahiretteki ödül yurdu ve güzel bahçe. Kur’an’da bazı yerlerde ahiretteki cennet anlamında kullanılırken bazen dünyadaki güzel yerler için kullanılmıştır. Tevrat’ta da Adem ile Havva’nın cenneti dünyada, Fırat-Dicle nehirlerine yakın bir bölge olarak geçer.

Kaldı ki Kur’an’a göre ahiret yurdu kıyamet sonrası yaratılacak olduğuna göre Adem ile Havva’nın cenneti dünyada cennet gibi güzel bir yer olmalıdır. Detayları bilmemiz gerektiği kadar açıklanmış olan “elma hadisesi” sonrası Adem ile Havva cennetten kovulmuştur.

Ayet aynen şöyle der;

“Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yer yüzünde sizin için bir vakte kadar durak ve geçimlik vardır» Kur’an 2:36
“Allah: Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır, buyurdu.” Kur’an 7:24

Burada üç önemli delil var.

Birincisi; “inin” ifadesidir. İnsanoğlu cennet yaşamını bırakarak tarım toplumuna geçmekle pek çok şey kaybetmiştir. Bilim şöyle diyor;

“…(Avcı-toplayıcılıktan tarıma geçişin) Daha iyi beslenme sunmadığı kesindi. Unutmayın, insanlar geniş çaplı besin kaynaklarını yiyerek gelişen, her şeyi yiyen canlılardır. Tarım Devrimi’nden önce tahıllar insan beslenmesinin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyordu. Tahıllara dayalı bir beslenme biçimi mineral ve vitamin yönünden zayıf, sindirimi zor, ayrıca diş ve dişretlerine zararlıdır…”

İkincisi; Adem ile Havva’nın cennetten kovularak artık “geçim” konusunun gündeme gelmiş olmasıdır. İnsanoğlu avcı toplayıcılıktan çiftçiliğe geçmesiyle cennet yaşamını bırakıp tek derdi geçim olan bir canlı olmuştur.

“…Buğday insnalara ekonomik güvenlik de sağlamadı. Köylünün yaşamı avcı toplayıcınınkinden güvensizdir. Avcu toplayıcılar hayatta kalmak için onlarca besin tüketirdi ve bu sayede de zor geçen yıllarda yiyecek depolamamış olsalar bile hayatta kalabiliyorlardı. Türlerden biri azaldığında diğerlerini toplayıp avlayabiliyorlardı… Çitfçi toplumunda yağmurlar yetersiz kalır ve çekirle ile mantarlar bu bitkileri nasıl ele geçireceklerini keşfederse binlerce hatta milyonlarca köylü ölebilirdi…”

Üçüncüsü; Adem ile Havva’nın ayrıldığı cennetin Tevrat’ta tarif edilen konumu ile yazılı tarihin insanlığın yayılmaya başladığını tespit ettiği bölge birbirinin aynısıdır. Bu bölgeden ayrılırken “kiminiz kiminize düşman olarak oradan inin” ayetince, bu bölgeye dünya tarihinde bir daha barış gelmemiştir. Bu bölge Ortadoğu’dur. Öyle olmasa bile, avcı-toplayıcılar birbirine temas etmeden yaşarken, tarım toplumu ile birlikte sürekli savaşmak zorunda kalmışlardır.

“…(Yeni düzende) Komşu kabilelerin tarım alanlarına saldırıları karın tokluğuyla açlık arasındaki farklı belirleyebilirdi, bu yüzden de uzlaşmaya yer yoktu. Avcı toplayıcı grup başka bir grup tarafından baskıya maruz kaldığında genellikle kendisini kurtarabiliyordu. Güçlü bir düşman tarım köyünü tehdit ettiğinde ise geri çekilmek tarlaları, evleri ve gıda depolarını bırakıp gitmek anlamına gelirdi. Bu yüzden çiftçiler olduğu yerde kalıp olabildiğince savaşmayı seçerlerdi…”

Dördüncüsü; “bir süreye kadar” ifadesi de beşerin imtihanının sınırlı olduğunu göstermektedir. “Belki de çok yakın” olduğu söylenen kıyamet yaklaşmaktadır. 2,5 milyon yıl yaşayan insan, emaneti almasından itibaren henüz yaklaşık 50 bin yıl yaşamıştır. Bu da şu demektir. İnsanlık 100 yaşında olsa idi, emaneti kabul etmesi ve cennetten kovulması 98 yaşında gerçekleşecekti. Bundan 2 yıl sonra ise teknolojinin doruğuna ulaşıp dünyanın her köşesinde doğayı mahvederek kendi felaketine ulaşacaktı.