Keramet Müslümanlığı

“(Ey Muhammed!) Bizi mucize göndermekten alıkoyan, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud milletine gözle görülebilen bir mucize, bir dişi deve vermiştik de ona zulmetmişlerdi. Oysa Biz mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz.” İsra 59 Çok ilginç bir soru soracağım. Tüm peygamberler öldüklerinde, insanlar mevcut dini inanışa insan görüşlerini, hurafeleri de katarak zaman içinde Allah’ın gerçekte ne […]

“(Ey Muhammed!) Bizi mucize göndermekten alıkoyan, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud milletine gözle görülebilen bir mucize, bir dişi deve vermiştik de ona zulmetmişlerdi. Oysa Biz mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz.” İsra 59

Çok ilginç bir soru soracağım.

Tüm peygamberler öldüklerinde, insanlar mevcut dini inanışa insan görüşlerini, hurafeleri de katarak zaman içinde Allah’ın gerçekte ne dediğini unuttular. Sonra yeniden peygamber geldi. Peygamberler onları ilavelerden kurtarıp gerçek dine çekmeye çalıştı.  Ama insanlar hep kendi peygamberlerine yani o devre göre “son peygamber” olduğuna inandıkları kişilere inanmaya devam ettiler. Peygamberler “mucize” göstermesine rağmen kendi inanışlarını sürdürmeye devam ettiler.

Peki soru. Bugün için biri gelip mucize gösterse onu takip edecek miyiz? Hayır diyorsanız geçmiş insanlar nerede yanlış yapmıştı? Evet diyorsanız, gelen kişi Allah’ın değil de şeytanın elçisiyse ne olacak?

Ama “Hz.Muhammed son peygamberdir” diyecekseniz -ki hakikaten de son peygamberdir- buna deliliniz nedir? Yani aileden duyma, toplumdan görme dine inanca sahip bir kişi peygamberimizin son peygamber olduğunu nasıl ispatlıyor? Önceki ümmetler de son peygamber olduğuna inanıyorlardı, onlar nerede hata yapıyordu? Biz gerçekten son peygamberden sonra doğduğumuz için -şans eseri- daha sağlam imana mı sahip oluyoruz?

Onlar mucizelere inanmadığında cehenneme gittiler ama biz inanmadığımızda imanımızı kanıtlıyoruz. Bu nasıl oluyor?

Sorun baştan aşağı mucize kavramını yanlış anlamamızdan kaynaklanıyor.

Öncelikle sünnettullah kavramını anlayalım. Allah prensip sahibidir, Kur’an’dan bunu görüyoruz. Evreni, dünyayı, insanı yasalar üzerine yaratmıştır. Bu yasalara Allah “Allah’ın sünneti” der ve bunlarda değişme olmayacağını söyler. Ateist camdan atlasa ölür, müslüman atlarsa da ölür. Hristiyanlar ve Müslümanlar karşılaştığında daha iyi savaşan, daha iyi ordulara sahip olan kazanır. Kur’an’a göre Allah’ın yardımı insana düşmanı az göstermesinde, motive etmesindedir. Ama Allah melekler gönderip kazanacak tarafı galip kılmaz, müdahale etmez. Allah’ın sünneti değişmez.

“Allah’ın, öteden beri süregelen kanunu budur. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.” Fetih 23

Peygamberimizin oğlu bebek iken öldüğünde güneş tutulması gerçekleşmekte imiş. Sahabeler “Allah bile yas tuttu” deyince peygamberimiz acısını unutup sahabeleri toplayıp “Allah sünnetini hiçbir kul için bozmaz” demiştir.

 “Allah’ın geçmişlere uyguladığı yasası budur ve Allah’ın yasasında bir değişme bulamazsın.” Ahzab 62

Bir not düşelim. Mesela helak olan kavimler vardır. Allah’ın dileğil ile helak olmuştur. Ama Allah kimi ne durumda helak edeceğini zaten bildirmiştir, yani bu olaylar da sünnettullah içerisindedir.

Kur’an’da mucize kelimesi ise hiç geçmez. Bizde mucize diye çevrilen kelimelerde genellikle “ayet” veya “beyyine” kelimesini görürüz. Allah’ın kitabına göre Kur’an’ın kısımları da ayettir, güneş ve ay da. Hatta insan da ayettir. Ayetleri okumak dinin esas görevidir. Dinin ilk emri “oku”dur, ki doğayı, insanı, evreni okumak da bunun içine girer. Kur’an bunu ısrarla söyler.

“Kesin inanmak isteyenler için yeryüzünde birçok deliller vardır. Bizzat kendi varlıklarınızda da böyle deliller vardır. Hâlâ görmeyecek misiniz?” Zirayat 20-21

Hz.İsa’nın doğumu için Kur’an “ayet” der. Bizim mealler bunu “mucize” diye çevirmiştir. Bugün bilimsel kaynaklar bir kadından gelen hücrelerin bölünmesiyle bir bebek dünyaya gelecek aşamaların başlayabildiğini buldular. Bilimsel bir gerçek olarak Hz.Meryem’in babasız çocuk dünyaya getirmesi ispatlandı. İnsanlar için o günlerde mucize idi, bugün ise bilimsel gerçek. Allah için o zaman da ayetti, şimdi de ayet.

“(Cebrail Meryem’e) Öyledir, dedi; (zira) Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolaydır. Çünkü biz, onu insanlara bir ayet ve kendimizden bir rahmet kılacağız. Bu, hüküm ve karara bağlanmış bir iş idi.”

“Meryem oğlunu ve annesini de (kudretimize) bir ayet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.” Müminun 50

Yani mucize diye çevirdiğimiz şeyler aslında alametlerdir. Anlayamadığımız için her birine mucize deriz. Peygamberimizin mucizelerini anlatan kitaplar yazılmış bile olsa, aslında Kur’an’a baktığımızda böyle bir şey olmadığını görürüz.

“O’na Rabbinden bir ayet indirilseydi ya! dediler. De ki: Şüphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.” En’am 37

“Ehli kitap, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Bize Allah’ı apaçık göster” demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine bunca açık mûcizeler gelmişken buzağıya taptılar. Nihayet biz, tövbe ettiklerinden, onları bağışladık ve Mûsâ’ya açık bir hâkimiyet verdik.” Nisa 153

“Ya da altından bir evin olmalı veya göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece göğe çıktığına da asla inanmayız.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir peygamberim.” İsra 93

“(Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.” Hud 12

Allah dilerse gökten bir ışık üzmesi indirip herkesin imanını sağlayabilirdi, ama imtihan bozulmuş olurdu.

 “Rabbin dileseydi yeryüzünde bulunanların hepsi de inanırdı. (Buna rağmen sen) inansınlar diye insanları zorlayıp duracak mısın?” Yunus 99

“Dilesek onlara gökten bir mucize indirirdik de mecbur kalıp boyun eğerlerdi.” Şuara 4

Allah’ın peygamberimize mucize göndermemesine Kur’an’dan iki sebep çıkardım.

Birincisi; o güne kadar zaten “ayetler” (burada mucize anlamında kullanalım) görseler bile, iman edecekler zaten iman etti, iman etmeyenler zaten iman etmedi.

“Onlar bir ayet görürlerse hemen yüz çevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür, derler.”

“Kendilerine bir ayet gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair kuvvetli bir şekilde Allah’a and içtiler. De ki: Ayetler ancak Allah katındandır. Ama geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız?” En’am 109

“Ve dediler ki: «Bizi büyülemek için ne ayet getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz.»” Araf 132

“Andolsun ki biz, bu Kur’an’da insanlar için her çeşit misale yer vermişizdir. Şayet onlara bir mucize getirsen inkârcılar kesinlikle şöyle diyeceklerdir: Siz ancak bâtıl şeyler ortaya atmaktasınız.” Rum 58

İkincisi ise; Allah diyor ki, güneş, ay, insan, doğa, canlılar başlı başına mucize iken göz boyaması şeyler mi arıyoruz? İnsan günün 24 saat oluşunu mucize kabul etmiyor da sopaların ejderhaya dönüşmesini mi bekliyor? Bununla ilgili ayetleri “üzerinde Allah yazan inek” haberleri yapan sözde İslami medyaya göstermek lazım. İnek dediğimiz ot yiyerek vücudunda inanılmaz reaksiyonlar gerçekleşerek süt veren, et veren mucizevi canlının kendisi mucize değil de, Allah kendisinin yarattığını ispatlamak için üzerine ismini mi yazıyor? Kurban ettiğimiz bu mübarek hayvanın bedeni Allah’ın sanatını göstermeye yetmiyor mu?

“Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konuşmalı ya da bize bir âyet (mucize) gelmeli değil miydi? Onlardan öncekiler de işte tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri (akılları) nasıl da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere âyetleri apaçık gösterdik.” Bakara 118

Bunların üstünde çok daha önemli bir sebep var. Allah, kendi akıl etmemiz gereken tevhid mesajını anlatmak için rahmet olarak peygamber göndermiştir. Elbette ki tek bir yaratıcı vardır ve bu düşünerek keşfedilebilir (Hz.İbrahim de olduğu gibi.) Ve tek bir yaratıcı varsa, elçisi muhakkak tevhid mesajı ile gelmelidir. İşte imtihan budur. Mucize görmek yani duygular değil; mantık ve akıldır din. Bugün öyle mucizeler anlatılıyor ki, sahabenin imanına gölge düşürülüyor. Onlar hiç mucize görmediler. Tevhidi farkeden için Allah’ın kitabı mucize olarak yeter.

Kur’an’a göre Peygamberimize ısrarla gönderilmediği söylenen mucizeler -ki benim inancıma göre sünnetullah içerisinde olan, manasını anlamadığımız olaylar- önceki peygamberlere neden gönderilmişti? Kur’an’da bunun da cevabı benim için var.

Firavun insanların gözlerini boyuyordu. Bugün için ilüzyon denebilir, belki o dönem kimyasalları kullanıyordu, halüsinasyonlar yaratıyordu. Mantıklı bir açıklaması tabi ki var. Ama sorun şu ki, insanlar onu izliyor, Hz.Musa’nın çağrısını bu göz boyamaları öne sürerek reddediyorlardı. Kur’an’a göre bu geçerli bir sebep olamaz. Ama yine de Allah, Firavun’un göz boyamasına karşı onların istediği dilden bu sefer daha büyük alametlerle karşılık verdi. Sihirbazlar iman ettiler.

Yani peygamberlere mucize ancak insanların başka göz boyamalara inanmalarına karşılık olarak “eğer inandığınız buysa ben daha büyüğünü getiriyorum” demesi için verilmiştir. Yoksa ateisti bir anda müslüman yapan şey mucize olsaydı, iman dediğimiz şey imtihan konusu olmazdı.

“Elini koynuna sok da kusursuz bembeyaz çıksın. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git). Çünkü onlar artık yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır.” Neml 12

Tabi bir de Allah’ın mecaz anlamları vardır. Mesela Hz.Süleyman’ın ölecek kadar hasta olmasına Allah Kur’an’da “Süleyman’ın tahtına bir cesed bıraktık” der. Bunun gibi, diğer ayetlerde benzetmeler olduğunu düşünebiliriz. Mesela Hz.İsa’nın “ölüleri diriltmesi” konusunda o gün için çaresi bulunmayan bir hastalığın son evresindeki bir kişinin iyileştirilmesi gözüyle bakabiliriz.

“O, İsrailoğullarına bir elçi olacak (ve onlara şöyle diyecek:) Size Rabbinizden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerim ve Allah’ın izni ile o kuş oluverir. Yine Allah’ın izni ile körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim. Ayrıca evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardır.” Ali İmran 49

Allah’ın “sadece peygamberlere özgü” dediği şeyler vardır. İnsanlar her zaman “ama falanca mübarek kişi de de bu özellik var” deyip müridler toplayabilmek için kendi kutsal kaynaklarını icad etmişlerdir. Dikkat edin, bunlarda her zaman “peygamberler için var, ama Allah dostları için de var” diyerek Allah’ın kula kulluğun önünü kapattığı her şeyin önünü açma girişimlerinde bulunmuşlar ve insanları saptırmışlardır.

Bir insan keramet gösterirse onun her dediğini yapmak gerekir değil mi? Gerçekten Allah dostu olduğunu bildiğimiz kişinin niye peşinden gitmeyelim? Ama Allah, kerametin de önünü kapatmıştır. Peygamberimize dahi verilmeyen ondan sonra verilmiş olamaz.

Ama insanlara göre peygamberimize mucizeler verilmiştir. Hatta bunlar arasında namaz kılarken önünden geçen çocuğa ettiği beddua etmesi sonucu kötürüm kalması dahi vardır. İslam’la ve peygamberimizle hiçbir şekilde örtüşmeyen şeyler dahi insanların kendi dinini bilmemesi sonucu ağızdan ağıza yayılmıştır. Birisi “peygamberimizin mucizesi” diye bir şey anlatınca Kur’an’dan bihaber müslümanlar elbette bunu başkalarına anlatmakta sakınca görmemiştir ve yüzyıllar içinde artık “din” gibi anlatılmaya başlanmıştır.

“…(Bu Kur’an) uydurulabilecek bir hadis (söz) değildir. Fakat o, kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi açıklayan (bir kitaptır); iman eden toplum için bir rahmet ve bir hidayettir.” Yusuf 111

Peygamberimiz, peygamberliğine inanmak karşılığı kendisinden mucize bekleyenlere mucizelerin Allah katında olduğunu söylüyordu. Bugün biz de insanlara mucizelerin Allah katında olduğunu söylüyoruz ama onlar peygamberliğin delilinin mucize olduğunu söylüyorlar. İnsanlar kendi davranışlarının Kur’an’da müşriklerin davranışları ile örtüştüğü vahim gerçeği ile yüzleşmek için Kur’an’a dönmek zorundalar. Allah’ın indirdiği din ile insanların uydurduğu dini ayıran şey Kur’an’dır.

“Kâfir olanlar diyorlar ki: Ona Rabbinden bir ayet indirilmeli değil miydi? De ki: Kuşkusuz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de hidayete erdirir.” Rad 27

“Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir.” Mü’min 76

“Dediler ki: Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin, biz de senin sözünle tanrılarımızı bırakacak değiliz ve biz sana iman edecek de değiliz.” Hud 53

Mesela Allah, rüyada peygamber görmenin önünü de kapatmıştır.

“Allah, (kıyamet sonrası) bütün peygamberleri bir araya getireceği gün (onlara şöyle) soracak: “İnsanlar çağrılarınıza ne cevap verdi?” Peygamberler de: “Bizim bildiğimiz bir şey yok. Yaratılmışların idrakini aşan, görülmeyen ve bilinmeyen her şeyi tümüyle bilen sensin!” diyecekler.” Maide 109

Kur’an’a bakınca açık kapı bulmak mümkün değildir. Bu yüzden insanlar sürekli artan yeni kaynaklarla kendi dünyalık emelleri, dini tıpkı klisenin yaptığı gibi tekeline alma gayreti, tıpkı yahudilerin Kur’an’ın deyimiyle alimlerini putlaştırmaları gibi çabalarıyla aynı onlar kadar bozulmamıza yol açmışlardır. Ama zaten imtihan budur. İmtihan her zaman sapmış ortamda doğmaktır, ana dine dönmek için Allah’ın kitabı gereklidir.

“Yahudiler Allah’ı bırakıp bilginlerini, hahamlarını; Hıristiyanlar da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîh’i rabler edindiler. Halbuki onlara sadece tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O’ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır.” Tevbe 31

Bir keramet görsek inanmalı mıyız? Allah’a göre güneş ve ay, gerçek birer mucizedir. Ama onlara bile itaat etmemek gerekir. Allah’tan başkasına kulluk İslam içerisinde mümkün değildir.

“Gece, gündüz, güneş ve ay O’nun ayetlerindendir. Güneşe de aya da secde etmeyin ve yalnız onları yaratan Allah’a secde edin. Eğer O’na kulluk ediyorsanız .” Fussilet 37

Bugün “uykusunda müridinin yatakta kaç kere döndüğünü bilmeyen hocanın peşinden gitmeyin” diyen hocaların inanılmaz takipçileri var. Bir tanesine canlı yayında vahiy geliyor diye dalga geçiyor ama kendisi hocasının mucizelerini, kerametlerini, Kıbrıs savaşını kazandırışını, Alman boksöre karşı Türk boksörün içine girip maçı kazandırışını, cennetle müjdeleşini anlatıyor. Vahiy aldığınızı herkesin ortasında gösterirseniz alay konususunuz ama kimse görmezse bunu anlatıp milyonlarca takipçi elde edebilirsiniz.

“Ehl-i kitaptan bir grup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap’tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, derler. Onlar bile bile Allah’a iftira ediyorlar.“ Ali İmran 78

“Allah’ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaları sebebiyle, kâfirlerin kalplerine yakında korku salacağız. Gidecekleri yer de cehennemdir. Zalimlerin varacağı yer ne kötüdür!“ Ali İmran 151

“Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan (ilimden) hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah onların yapmakta olduklarını pek iyi bilendir.” Yunus 36

Kur’an’da (ismi net olarak geçmese de) Hızır olarak bildiğimiz bir kul vardır. Sadece “kul” olarak adlandırılır, belki insandır, belki melektir, belki de başka bir elçidir, bilemiyoruz. Dünyada Allah için hareket eden bu kişinin, yani gerçekten Allah’tan bizzat emir alan bu kişiyi o devrin insanları tanımıyor, o  da kendini belli etmiyor. Ama bizim Allah adına hareket ettiğini söyleyen kişiler her fırsatta görevlerini ağızlarından kaçırıveriyorlar.

“Bak, nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter!“ Nisa 50

“(Cinler dediler ki) Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk.” Cin 5

“…(cehennemdekilere denecek ki) hilekâr insanlar ve şeytan da Allah’ı öne sürerek, Allah adına sizi kandırdı.” Hadid 14

Kur’an’a bakın. Gerçekçi olmayan, belirli bir mantığa dayanmayan hiçbir şey yoktur. Allah, hiçbir şey onu sınırlayamayacağı halde kendisine prensipler koymuştur. Ama müslümanlara göre “Allah’ın sevgili kulları” kafalarına estiğince bu sınırları çiğnemekte, bir bakışta ateistleri müslüman yapmakta, Kur’an’a göre yalnızca Allah’tan yardım isteneceği halde kendisinden yardım isteyenlerin yardımına koşmaktadır.

“Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz.” Müminun 38

Çölün ortasından su çıkmasını Allah’ın alameti görmek yerine bu suyu okuyup üflemek veya sınav öncesi içmenin dünyalık faydaları olacağına inanan müslümanlar, hristiyanların “kutsal su” inancını kopyaladıklarının farkında değiller. Din deyince sadece metafizik şeyler aklına gelen insanımızın dinin capcanlı bir şekilde hayatın içinde olduğunu anlaması lazım.

“Dikkat ediniz, saf din Allah’a aittir. O’ndan başkasını tanrı edinenler; “Bizi sadece Allah’a yaklaştırsınlar diye onlara kulluk ediyoruz” derler. Şüphesiz ki Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Elbette Allah yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.” Zümer 3

Mucize kavramının hemen yanında Peygamberimize ithaf edilmiş inanılmaz beceriler de benzer bir konu. “O peygamberdir, yapar. Biz yapamayız” diyebilmek için insanlar övgü yarışına girer ve peygamberini insanüstü yaparlar. Oysa bize en güzel örneğin O olduğu söylenir. O, bizlere örnek hayatı sunmuştur. O’nu veya bir başkasını insanüstü yapmaya çalışmayalım. Onun yaptığı gibi Kur’an’ı takip edelim.

“Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah’ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.” Bakara 214

“Ey Muhammed! De ki: “Ben sadece sizin gibi bir insanım, ancak bana ilâhınızın bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Artık hep O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin. Vay O’na ortak koşanların haline!” 41:6

“De ki: ‘Ben peygamberlerin ilki değilim, kendime de size de ne yapılacağını bilmiyorum; ben sadece bana vahyedileni izlerim ve ben sadece vahyi olduğu gibi beyan eden bir uyarıcıyım.” Ahkaf 9

Bugün İslami topluluklar adı altında keramet sergilediği iddia edilen kişiler veya onların öğrencisi olduğu kişilerin etrafına toplanılıyor. Uyanalım. Kur’an’a göre; Tevhid’e çağırmak, Allah’a çağırmak dışında bir din yok.