İnsan maymundan, beşerler Adem’den…

Kur’an’a Saklı Yasa: Evrim İddia: Dünyada hayvanlar vardı ve insan bunlardan biri idi. Allah emaneti sununca bunu sadece insan kabul etti. İnsanın emaneti kabul etmesinin ardından Allah tarafından gerçekleştirilen 4 aşama ile insan beşere dönüştürüldü. Dünyadaki tüm insanlar beşere döndüler. İnsan, hayvan türü olmaktan çıkıp şerefli bir mahluk oldu. Not: Aşağıdaki konu derlenmeyi bekleyen notlardan […]

Kur’an’a Saklı Yasa: Evrim

İddia: Dünyada hayvanlar vardı ve insan bunlardan biri idi. Allah emaneti sununca bunu sadece insan kabul etti. İnsanın emaneti kabul etmesinin ardından Allah tarafından gerçekleştirilen 4 aşama ile insan beşere dönüştürüldü. Dünyadaki tüm insanlar beşere döndüler. İnsan, hayvan türü olmaktan çıkıp şerefli bir mahluk oldu.

Not: Aşağıdaki konu derlenmeyi bekleyen notlardan oluşacaktır. Yaklaşık yüz adede ulaşan notlar tamamlandığında derlenecek ve sıralanacaktır.

Kur’an’da “insan” ve “beşer”

Kur’an Adm öncesi için “insan”, Adem sonrası için “beşer” kelimesini kullanır.

Adem öncesi;

“Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, sorumluluğundan korktular. Onu insan yüklendi.” 33:72

“Gerçek şu ki, insan anılmaya bir şey değilken uzun zamanlardan bir zaman gelip geçti.” 76:1

Adem sonrası;

“Hani Rabbin meleklere demişti ki: ‘Ben, kuru çamurdan ve balçıktan bir beşer yaratacağım.” 15:28

“…ona ruhumuzu (Cebrail’i) göndermiştik de ona eli yüzü düzgün bir beşer gibi görünmüştü.” 19:17

“…ben sadece beşer bir peygamberim.” 17:93

“İnsan’a kalemle yazmayı öğreten”

İnsanlığın varsaydığı muhtemel tarihi öncesi dönemlerde mağaralarda resimler bulunmuştur. Hz.Adem’in yaşamış olması gereken tarihten belki 40.000 yıl öncesi tarihe kadar yazılara rastlanmaktadır.

Kur’an’da kalemle yazmak ayetinde “insan” kelimesi kullanılır, beşer değil.

“O, kalemle yazmayı öğretti, insana bilmediğini öğreten O’dur.” 96:5

Bilim; “Bilişsel Devrim”, Kur’an; “Emaneti yüklenme”

Bilim şöyle diyor;

“…sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte en çok kabul gören teoriye göre genetik mutasyonlar Sapiens’in beyin iç yapısını değiştirerek daha önce mümkün olmayan şekillerde düşünmelerini ve tamamen yeni dillerle iletişim kurabilmelerini sağladı…”

Bilimin “sebebi bilinmeyen” dediği durum olmasa, insan denen hayvanın milyonlarca yıl daha dünyada hiçbir değişiklik yapmadan bir hayvan olarak yaşaması öngörülüyor. Ama bir değişiklik nedeniyle Bilişsel Devrim’e girildi ve insanoğlu dünyayı baştan aşağı değiştirdi.

Bilimin bilmediği sebep; o sırada insanın emaneti kabul etmesi ve Allah’ın insanın yaratılışını değiştirmesi olmalıdır.

“Doğrusu biz, insanı imtihan etmek için, döllenmiş yumurtadan yarattık ve onu işiten ve gören bir varlık yaptık.” 76:2

İmtihanın kabulu sonrası insanın sadece zihin yapısı değil, sureti de değişti ve kendisine ruh üflendi.

“Sonra güzel bir şekil verip ruhundan üflemiştir…” 32:9

Bu aşamalar sonrası onbinlerce yıldır dünyada diğer hayvanlar gibi yaşayan insan; hayvanlardan bariz bir şekilde ayrılmış oldu.

Melekler geleceği bilemezse insanın ne yapacağını nasıl bildiler?

Kur’an’da defalarca bildirdildiği üzere, Allah’tan başkası kesinlikle geleceği bilemez. Allah, “yeryüzünde bir halife yaratacağım” deyince melekler şöyle diyorlar;

“Hani Rabbin meleklere ‘Ben yeryüzünde mutlaka bir halife yaratacağım’ demişti. Melekler dediler ki: ‘Orada bozgunculuk edecek ve kan dökecek birini mi yaracaksın?” 2:30

Bunun açıklaması, Allah’ın halife yapacağı insanın gerçekten de dünyada o güne kadar çok kan dökmüş olmasıdır. Diğer insan türlerini yeryüzünden silen Homo sapiens‘tir. Bilim şöyle der;

“…Homo sapiens 70 bin yıl önceden başlayarak çok özel birtakım işler yapmaya başladı. Bu tarihte Sapiens kabileleri Afrika’dan ikinci kez çıktılar ve bu sefer Neanddertalleri ve diğer türleri sadece Ortadoğu’dan değil tüm yeryüzünden sildiler. Kayda değer kadar kısa sürede Sapiens Avrupa ve Doğu Asya’ya ulaştı…”

Yeryüzündeki diğer insan türlerini silmek Homo sapiens’in ilk soykırımı da değildi. Bilimsel bulgular insanın gittiği her yerde pek çok bitki türü ve hayvan türünün neslinin tükenmesine yol açtığını yazmaktadır. Ayrıca kendi aralarında da savaşmaktadırlar.

Melekler geleceği bilemeyeceğine göre onlarınki gözlemdir. İnsan’ın Allah tarafından hayvan türü olmaktan emanet sahibi mahluk haline getirilmesi onun kan döküp bozgunculuk çıkarmasını değiştirmemiştir.

Cennetten Kovulma

Bilim sebebini çözemediği ikinci konu; insan topluluklarının avcı-toplayıcılıktan tarım toplumuna geçişidir. Avcı-toplayıcılık süreci 2,5 milyon yıl sürmüştür. Çok az sayıda insan çok geniş alanlarda, çok az çalışarak geçiniyordu. Günde bir-iki saat avlanarak veya toplayıcılık yaparak çok çeşitli besinler tüketiyorlardı. Sayıları bazen yüze ulaşmayan topluluklara yüzlerce kilometrelik alanlar düşüyordu.

Tarım toplumuna geçildiğinde ise günlük tüketilen gıda oranı düştü, bazı topluluklarda tek bir gıdaya yani buğdaya indirgendi. Sürekli çalışmak zorunluluğunun yanı sıra elde edilen şey çok azdı. Ayrıca kişi başına düşen alan inanılmaz azalmıştı. Ve sel, çekirge, hastalık gibi nedenler bile aç kalma sebebi idi. Ömür boyu hep bir sonraki ve hatta daha sonraki yılları düşünmek gerekiyordu. Ayrıca tarlaları, mahsulu korumak gibi görevler türemişti.

Avcı-toplayıcılık neredeyse tam anlamıyla Kur’an’da tabir edilen cennet yaşamına benzer. Yüzlerce kilometrelik manzara, uçsuz bucaksız gibi gelen bir dünyada insanı mutlu edecek kadar meşgale, sonrası tatil ve huzur. Hatta bu yüzden bu topluluklara bilim “ilk müreffeh toplumlar” demektedir. Tarım toplumuna geçiş ise mutlaka uzun yıllar içerisinde olmuş olmalıdır, yani bir sebep insanları buna itmiş olmalıdır.

Bilimin çözemediği değişim budur.

“…Nasıl oldu da buğday Homo sapiens’i pek de fena olmayan bir yaşamı, sefalet içinde bir yaşamla değiştirmeye ikna edebildi? Bunun karşılığında ne sunuyordu?…”

Bilimin bulamadığı bu sebebi Kur’an bir misal olarak anlatmaktadır.

Her şeyden önce “cennet” kelimesi iki manaya gelir; ahiretteki ödül yurdu ve güzel bahçe. Kur’an’da bazı yerlerde ahiretteki cennet anlamında kullanılırken bazen dünyadaki güzel yerler için kullanılmıştır. Tevrat’ta da Adem ile Havva’nın cenneti dünyada, Fırat-Dicle nehirlerine yakın bir bölge olarak geçer.

Kaldı ki Kur’an’a göre ahiret yurdu kıyamet sonrası yaratılacak olduğuna göre Adem ile Havva’nın cenneti dünyada cennet gibi güzel bir yer olmalıdır. Detayları bilmemiz gerektiği kadar açıklanmış olan “elma hadisesi” sonrası Adem ile Havva cennetten kovulmuştur. Ayet aynen şöyle der;

“Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yer yüzünde sizin için bir vakte kadar durak ve geçimlik vardır» Kur’an 2:36

“Allah: Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır, buyurdu.” Kur’an 7:24

Burada üç önemli delil var.

Birincisi; “inin” ifadesidir. İnsanoğlu cennet yaşamını bırakarak tarım toplumuna geçmekle pek çok şey kaybetmiştir. Bilim şöyle diyor;

“…(Avcı-toplayıcılıktan tarıma geçişin) Daha iyi beslenme sunmadığı kesindi. Unutmayın, insanlar geniş çaplı besin kaynaklarını yiyerek gelişen, her şeyi yiyen canlılardır. Tarım Devrimi’nden önce tahıllar insan beslenmesinin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyordu. Tahıllara dayalı bir beslenme biçimi mineral ve vitamin yönünden zayıf, sindirimi zor, ayrıca diş ve dişretlerine  zararlıdır…”

İkincisi; Adem ile Havva’nın cennetten kovularak artık “geçim” konusunun gündeme gelmiş olmasıdır. İnsanoğlu avcı toplayıcılıktan çiftçiliğe geçmesiyle cennet yaşamını bırakıp tek derdi geçim olan bir canlı olmuştur.

“…Buğday insnalara ekonomik güvenlik de sağlamadı. Köylünün yaşamı avcı toplayıcınınkinden güvensizdir. Avcu toplayıcılar hayatta kalmak için onlarca besin tüketirdi ve bu sayede de zor geçen yıllarda yiyecek depolamamış olsalar bile hayatta kalabiliyorlardı. Türlerden biri azaldığında diğerlerini toplayıp avlayabiliyorlardı… Çitfçi toplumunda yağmurlar yetersiz kalır ve çekirle ile mantarlar bu bitkileri nasıl ele geçireceklerini keşfederse binlerce hatta milyonlarca köylü ölebilirdi…”

Üçüncüsü; Adem ile Havva’nın ayrıldığı cennetin Tevrat’ta tarif edilen konumu ile yazılı tarihin insanlığın yayılmaya başladığını tespit ettiği bölge birbirinin aynısıdır. Bu bölgeden ayrılırken “kiminiz kiminize düşman olarak oradan inin” ayetince, bu bölgeye dünya tarihinde bir daha barış gelmemiştir. Bu bölge Ortadoğu’dur. Öyle olmasa bile, avcı-toplayıcılar birbirine temas etmeden yaşarken, tarım toplumu ile birlikte sürekli savaşmak zorunda kalmışlardır.

“…(Yeni düzende) Komşu kabilelerin tarım alanlarına saldırıları karın tokluğuyla açlık arasındaki farklı belirleyebilirdi, bu yüzden de uzlaşmaya yer yoktu. Avcı toplayıcı grup başka bir grup tarafından baskıya maruz kaldığında genellikle kendisini kurtarabiliyordu. Güçlü bir düşman tarım köyünü tehdit ettiğinde ise geri çekilmek tarlaları, evleri ve gıda depolarını bırakıp gitmek anlamına gelirdi. Bu yüzden çiftçiler olduğu yerde kalıp olabildiğince savaşmayı seçerlerdi…”

Dördüncüsü; “bir süreye kadar” ifadesi de beşerin imtihanının sınırlı olduğunu göstermektedir. “Belki de çok yakın” olduğu söylenen kıyamet yaklaşmaktadır. 2,5 milyon yıl yaşayan insan, emaneti almasından itibaren henüz yaklaşık 50 bin yıl yaşamıştır. Bu da şu demektir. İnsanlık 100 yaşında olsa idi, emaneti kabul etmesi ve cennetten kovulması 98 yaşında gerçekleşecekti. Bundan 2 yıl sonra ise teknolojinin doruğuna ulaşıp dünyanın her köşesinde doğayı mahvederek kendi felaketine ulaşacaktı.

DEVAM EDECEK.