Neden makyaj videosu kuantum belgeselinden daha çok izlenir? (Gen, Mem ve Kur’an)

Aşağıdaki konu, Kur’an’i bir mucizeye tanık olduğum hissini en çok yaşadığım ve uzun bir şekilde araştıracağım bir konu. Yine de unutmamak için şimdilik aklımdaki tüm detayları buraya gelişigüzel dökeceğim.

Bir insan hayatına fazla odaklandığımız için yüzbinlerce nesillik insanlık tarihini unutuyoruz. Esas olan milyonlarca yıldır devam eden yaşam döngüsü. Biz burada bir detayız. Tek bir birey ihmal edilebilir.

İnsan yaşamı sonsuz olmadığı için, insan hayatını anlamlandıran en önemli davranışı kendinden sonraki nesli meydana getiriyor olması. Eğer bizden önceki atalarımız bunu yapmamış olsaydı, şu an bu yazıyı okuyor olamazdınız.

Gen ile karakter aktarımı konusu olduğunu unutmayın. Buna bilimsel pek çok delil olduğu gibi Kur’an’da ‘sen onları helak etmezsen onlardan sapkın bir nesil meydana gelir’ ayetini hatırlayınız. Bu konu cepte bir dursun.

İnsan bir önceki nesilden aldıkları ile yaşar ve bir sonraki nesle bir şeyler aktarır. Bu aktarım ısrarla tekrar eden özelliklerden ve arada eklenip çıkan bazı şeylerden oluşuyor. Israrla ve ısrarla tüm insanlık tarihi boyunca devam ettiğini bildiğimiz en önemli şey şu; bir sonraki nesli ortaya çıkarmak.

Bizler, yüzbinlerce nesil boyunca çocuk sahibi olanların torunlarıyız. O arada çocuk sahibi olmayanların soyları devam etmediğine göre, hayatta kalan herkesin çocuğu vardı. Bir sonraki nesli meydana getirmiş tamamı başarılı yüzbinlerce dedemiz var. Bu başarıların ısrarlı tekrarı sonucu insan ırkının ana motivasyonu budur.

Eğer bir grup insandan bu motivasyon kaybolursa onlar öldüklerinde onların genleri bir sonraki nesle aktarılmadığı için zaten genelleşemez. Bu sebeple her nesilde çocuk sahibi olmamak duygusu kaybolur. Çocuk sahibi olanların karakter ve davranışları bir sonraki nesle doğal olarak aktarılır. Buna gen denir.

Gen aktarımı ile neslin devamı, insanlığın ana motivasyonudur. İnsanlık için önemli olduğunu, kendi karakterimizin (ya da psikolojinin konularından birinin) seçimi olduğunu sandığımız her şey esasında biyolojinin seçimidir. Tarihten sosyolojiye kadar her şey biyolojinin etkisinde kalmıştır.

İnsanlığın ana konuları;

  • Aşk, duygusallık, cinsellik, evlilik. (Tüm bunlar bir sonraki neslin dünyaya gelmesi ile ilgilidir)
  • Para, güç, iş. (Bunlar da genlerini dilediğin ve beğendiğin genlerle birleştirerek bir sonraki nesle aktarabilecek imkana sahip olmakla ilgilidir)

Tek tek düşünün. Hayatta önemli her şey bir sonraki neslin meydana gelmesi ile ilgilidir. Bir erkeğin bir kadında güzel bulduğu özelliklerin tamamı, bebeği karnında taşıyacak sağlıklı kadın bedenini seçmek üzerinedir. Al yanaklar, geniş bölgeler, sağlıklı saçlar vs. her biri çocuğun sağlıklı doğması üzerine erkek beyninde oluşmuş alışkanlıklardır. Nesiller boyu bu özelliklere sahip olanlar hayatta kalmıştır. Kadınlar için ise önemli olan doğmuş bebeğin bakımını sağlayabilecek, karnının doyabileceği bir ortamdır. Bu sebeple geçmişte erkekler için güç gösterisi erkeklik göstergesi iken bugünün kapitalist dünyasında tek önemli olan gelirdir.

Bir makyaj videosu kuantum belgeselinden çok daha fazla izlenir. Çünkü makyaj yapan bir kadın, sahip olmasa bile yanaklarını al, saçlarını sağlıklı gösterebilir. Böyle yaparsa eş sahibi olur. Eş sahibi olursa çocuk sahibi olur. Oysa kuantumla ilgilenmek (eğer gelir elde edilmiyorsa) sadece çocuk sahibi olma ihtimali kazanmak için gerekli vakti boşa harcamak demektir. Bu da zaten insanlar tarafından şiddetle küçümsenir.

Popülarite, sosyallik ve para kazanma ya da eş bulmaya çıkmayan yollar tüm toplum tarafından görmezden gelinir, küçümsenir ya da uyarılır. Nobel ödülü aldığınız bir gün eve döndüğünüzde, bir kuzeniniz evleniyorsa o daha çok konuşulur. O, daha doğru bir şey yapmıştır. O evleniyorsa çocuk sahibi olacaktır ve genlerini devam ettirdiği gibi insanlığın da devamını sağlayacaktır.. Siz Nobel ödülü kazanmak için yalnız kalmış, saçlarınızı dökmüş ve kızlarla tanışamamışsınızdır.

Tabi küçümsemek için de söylemiyorum. Zira öyle olsaydı, ben de doğmuş olmazdım. Ama insanlığın tüm hayatını bir sonraki nesli ortaya çıkarmak için var olmadığını biliyorum. Lakin onların düzgün bir dünyada yaşamasını sağlamak çabasının da, bu düzgün dünya için her türlü emeğin de kutsal olduğuna inanıyorum.

Zira Kur’an’da da ana konu budur. Dikkat ediniz, sonsuz ihtimal vardır. Kur’an indirilirken söylenebilecekler arasından yukarıda bahsi geçen konu çok dikkat çeker. Elbette imtihan edilecek yeni nesillerin doğması için bir sonraki neslin ortaya çıkarılmasının mevcut nesil üzerine bir yükümlülük oluşu Kur’an’ın ana konularıdır. Peygamberimizin hayatı boyunca yaşanmış onbinlerce diyalogdan Kur’an’ın dikkatini çekenlerden birinin ‘ebter’ yani ‘soyu kesik’ olmak konusu olduğuna dikkat ediniz.

Bir sonraki neslin ortaya çıkışı kadar; bir sonraki neslin sağlıklı ve ahlaklı ortaya çıkması. Kur’an’ın evlenmeyi öneren ve tavsiye eden ayetlerini biliyoruz. Zina yapmayın uyarısı da toplum için önemlidir. Öz evlat, anne-baba tarafından korunup kollanır ve ondan da doğru ahlaklı ve düzgün yollardan çocuk sahibi olacak nesiller doğar. Zina ise geleceği şüpheye düşmüş bir çocuk ortaya çıkarabilir. Zinanın yaygınlaşması ise nesillerin devamı için felaket olur.

‘Din fıtrattır’ diyen Kur’an, insanlığın helakına giden yolları kapatmıştır. Bir şey, sağlıklı insan nesilleri için iyi ise o dinin de emridir. Kur’an değinmese bile bu ayet sayesinde yararlı ve iyi olan her şey dinin gereğidir.

Avrupa’nın üçte birinin ölümüne yol açan veba salgınını örnek verebiliriz. Sadece dinleri temizliği emreden Yahudi ve Müslümanlar hayatta kalmış, onların neden hasta olmadığını anlamayan Hristiyanlar tarafından tepki göstermişlerdir. Kur’an indirildikten 900 yıl sonra bile Kur’an’ın hükümleri insanların hayatlarını kurtarmaya devam etmektedir.

Hayatta kalanların torunları olduğumuzu ve onların davranışlarına ve isteklerine sahip olduğumuzu söylemiştik. Ama toplumda bazen gen gibi davranan, yayılan ve benimsenen davranışlar vardır.

Bir köyde 20 gençten 16’sı birbirlerinden ilham alarak intihar etmişler. Ama bu duygu bir sonraki nesle aktarılmamış. Çünkü intihar edenlerin çocuğu olmadığı için bu duygu bir sonraki nesle aktarılmamış ve sonradan doğan tüm çocuklar da intihar etmeyenlerin çocukları olmuşlar. Nesiller arası aktarım olmadığı için bu insanlık için önemsiz bir detaydır. Milyarlarca davranış nesiller arası aktarım olmadığından kaybolur gider ve önemsiz kalır.

Ama ‘mem’ adı verilen konu ise daha farklı bir konudur. Mem, nesiller boyu devam edebildiği gibi insan ırkının düzgün devamını da engelleyebilir hatta insanlığın yok olmasına neden olabilir.

Kur’an’da milyonlarca davranış arasından örnek olarak seçilmiş birkaç örnek vardır. Ve inanılmaz olan, bunların hepsinin mem oluşudur. Örneğin eşcinsellik. Eğer tüm toplum eşcinsel olsaydı insanlık devam etmezdi. Ama eşcinsellerin çocuğunun olmaması, bu davranışın bir sonraki nesle aktarımını engellemiyor. Dolayısıyla bu özellik bir memdir. Kur’an’da da sapıklık olarak görülmüştür ve engellenmesi için bir peygamber olarak gönderilmiştir. Dikkat ediniz, insanlar bu davranıştan vazgeçmeyince tamamı helak edilmiştir. Bir memin bir sonraki nesle aktarılmamasının tek yolu da budur.

Kur’an, insanları memden engellemeye çalışır. Dikkat ediniz, Kur’an’da en fazla sayıda geçen uyarılardan biri atalar dinine uymak, babaları gibi yaşamak gibi tanımlarla anlatılan gelenekleri ve alışkanlıkları devam ettirmek konusudur. Kur’an, bir şeyi sebebini bilmeden bir önceki nesilden gördüğü için devam ettirmeye şiddetli tepki gösterir. Bu aynı zamanda insanlık için felaketlerin, gereksiz sıkıntıların ve büyük sonuçları olacak davranışların ortaya çıkış sebebidir.

‘Din fıtrattır’, üzerine tekrar ve tekrar düşünülmesi gereken bir konu. Fıtrat; fizik, kimya, biyoloji dahil Allah’ın yeryüzündeki tüm yasaları. Bu yasalar içindeki insan sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşadığı gibi bir sonraki nesle de öyle bir dünya bırakır.
Kur’an, katillerin öldürülmesini emrediyor, katillik duygusunun bir sonraki nesle geçmesini engellemek için. Ama hırsızın davranışını genle aktarılan bir özellik olarak görmüyor ve sadece suçu engelliyor. Kur’an’ın önünü hemen kesip bir sonraki nesle aktarılmasını engellediği bir başka konu fitne çıkarmak. Kur’an fitne çıkaran birinin de öldürülmesini emrediyor.

Kur’an’ın ana konularına tekrar tekrar baktığımızda şunları görürüz; genin devamı ve memin kesilmesi. Bunların da güzellikle gerçekleşmesi.

25 yaşına kadar hayat amacı olan, pek çok tutkunun peşinden koşan bir insan düşünelim. En ufak vakit kaybını gereksiz görsün. Sonra diyelim ki evlendi ve çocuk sahibi oldu. Bir süre sonra hem çocuğa bakacak hem tutkularının peşinden düşecek enerjiyi kendinde bulamayınca bir seçim yapar. Çocuğu seçtiğinde kendi hayatından vazgeçmiş olur ama yine de kendini rahatlamış hisseder. Çocuğu onun başaramadıklarını başaracaktır. Böyle böyle yüzbinlerce nesil hep kendi görevini bir sonraki nesle devreder. Fakat, belki de o kadar da haksız değildir. İnsan hayatı ortalama 60 yıldır ve dünyadan beklentileri ise çok fazladır. Limitleri bilmek ve tutkuya kapılmamak gerekir. Ama Kur’an’a göre dünyanın halinin nedenlerinden biri de tüm yükümlülüğü bir sonraki nesle yıkmış, kendisi dünyada hiçbir şey değiştirmeyen, hatta bulduğu tüm alışkanlıkları devam ettiren kişilerdir.

Kur’an’daki şu ana konular, yukarıda anlattığımız durumu, dünya hayatının geçiciliğini, hepimizin bir sonraki nesli meydana getirip öleceğimiz şu kısacık zamanda yaptıklarımızdan sorumlu olacağımızı anlatır;

  • ‘Dünya malı’, ‘şımarma’, ‘rızık’, ‘dünya hayatının geçiciliği’
  • ‘Tarih’, ‘kavimler’
  • ‘İmtihan’

Kur’an’ın şu ana konuları gen konusu ile ilgilidir, yani bir sonraki neslin sağlıklı bir şekilde ortaya çıkabilmesi;

  • ‘Evlilik’, ‘zina’
  • ‘Fıtrat’, ‘karakter’

Şu konular da mem ile ilgilidir; yani gen aktarımı olmadığı halde dünyamızı oldukça etkileyen alışkanlıklar, gelenekler ve sosyolojik davranışlarlar ve esasında nasıl davranmamız gerektiği ilgili;

  • ‘İyi işler ve iyilik yapmak’, ‘salih amel işlemek’, ‘yardım etmek’, ‘hayır için harcamak’
  • ‘Rivayetçilik’, ‘zancılık’, ‘tağuta uymak’, ‘zanna uymak’
  • ‘Taklitçilik’, ‘atalar dini’
  • ‘Adalet’, ‘fitne’
  • ‘Arkadaş’, ‘dost’

Doğrusunu Allah bilir.