Detay Müslümanlığı

“Yoksa siz de, daha önce Mûsâ’ya sorulduğu gibi Peygamberinize sorular sormak mı istiyorsunuz? Kim küfrü imanla değiştirirse, kesinlikle düz yoldan sapmış olur.” Kur’an 2:108 Dinde inanmak ya da inanmamak zorunda olmadığınız, “bunu bilemeyiz” diyebileceğiniz şeyler vardı. İnsanlar bu hakkınızı elinizden aldılar, sizi her konuda tercih yapmaya zorladılar. Yaptığınız tercihlere göre de sizi sınıflandırdılar. Kendileri de […]

“Yoksa siz de, daha önce Mûsâ’ya sorulduğu gibi Peygamberinize sorular sormak mı istiyorsunuz? Kim küfrü imanla değiştirirse, kesinlikle düz yoldan sapmış olur.” Kur’an 2:108

Dinde inanmak ya da inanmamak zorunda olmadığınız, “bunu bilemeyiz” diyebileceğiniz şeyler vardı. İnsanlar bu hakkınızı elinizden aldılar, sizi her konuda tercih yapmaya zorladılar. Yaptığınız tercihlere göre de sizi sınıflandırdılar. Kendileri de Allah’ın kimsenin bilemeyeceğini söylediği şeyleri bildiğini iddia eden kişilerin peşinden gittiler.

“Îsâ, apaçık mucizeler getirince söyle dedi: “Ben size bu hikmeti getirdim ve ayrılıga düstügünüz seylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyleyse Allah’a saygı duyunuz ve bana itaat ediniz.”” Zuhruf 63

Hz.İsa ölünce kalan hristiyanlar dağlara çekildiler, dediler ki “biz sadece ibadet ediyoruz, kimseye zararımız yok.”. Ve oruç tuttukları, evlenmedikleri, dünyadan el ayak çektikleri bir yaşam tarzı icad ettiler. Bugün papazların sürdürdüğü bu yaşam tarzı için Allah şöyle demektedir;

Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık…” Hadid 27

Hristiyanlık yayılırken, bu yaşam tarzı insanlara zor geldi ve kendi dinlerini icat ettiler.

Din; Allah’ın en ince detayına kadar kural dayattığı, insanı robotlaştıran, köleleştiren bir sistem değildir.

Kur’an’da ısrarla Allah’ın “bilmeyiverin” dediği noktalara rastlıyoruz. İnsanların yaşadığı din ise bundan çok uzakta. İnsanlar her konuda kendilerinin ne yapacağının söylenmesini istiyorlar. Samimi olarak Allah’ın indirdiklerine baktıklarına ne yaparlarsa Allah’ın kabul edeceği akıllarına bile gelmiyor.

Kabil, kardeşini öldürmüştür. Onunla ne yapacağını bilemez. Ve Allah, ölü bir kargayı gömen karga gönderir.

“Derken Allah, ona, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşseleyen bir karga gönderdi; karganın yaptığını görünce, “Yazık bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim ben?” dedi ve pişman olanlardan oldu!” Maide 31

Allah kitabına koymak için bize bu örneği seçmiştir. Akıl etmek yerine bize birilerinin bir şeyleri göstermelerini bekleriz.

Kişi ölünce, dünya ile işi bitmiştir. Peygamber döneminde kişi ölünce gömülüyor ve ardından namazı kılınıyordu. Yahudiler ise tanrının dünyadan el ayak çektiğini, ama kişi ölünce artık onunla ilgilenmeye başladığını düşünen bir inanca sahip olarak kişi ölünce bir sürü ritüel gerçekleştirirler. Hristiyanlar, ölünün 7’sinde, 40’ında ritüellere sahiptirler. Normalde İslam’da olmayan bu eylemler yüzyıllar içinde aynen bize de geçmiştir.

Mutlaka kişi öldükten sonra yapmadığımız taktirde Allah’ın azabının veya ödülünün değişeceğine inandığımız şeyler vardır. Oysa insan dağ başında da ölebilir, okyanusta da. Cesedi bulunamayabilir de. Ama farketmez zaten. İmtihan bitmiş, kağıt verilmiştir. Ama buna inanmakta güçlük çeker, ölü evinde Kur’an okuruz. Ölü evinde; Allah’ın canlı iken yapmamızı söylediği her şeyi yapar, o kişinin canlıyken yapmadığı şeyleri telafi etmeye çalışırız.

Birisi “çingeneler ölülerini gece gömermiş” dediği için, akşam ve yatsılarda cenaze namazı kılmayı bırakmışızdır. Sadece öğlen ve ikindileri bekleriz. Ve kim ölürse ölsün, cenaze namazını kılarız.

“Ve onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabirinin basına gidip durma…” Tevbe 84

Yaşadığımız dine Allah değil söylentiler, gelenekler, hurafeler, dedikodular şekil verir. “Peygamber olsa ne yapardı” diye soracak kadar Kur’an bilmediğimiz için “peygamber söylemiş” adı altında her şey çok rahat şekilde dinimize ilave edilebilir.

Ve inancımız; peygamberimizin hayatın sonsuz detayı ile ilgili yapılması gereken şeyler söylediğidir. Biri size tuvalete girerken okunacak dua söylese inanırsınız. Oysa din bu değildir. Allah “peygamber ölürse eski dininize mi döneceksiniz” diyor. Üstelik daha pek çok ayet inmemişken. Yani adeta “siz dinin mantığını anladınız” diyor.

“Muhammed sadece bir peygamberdir; ondan önce de peygamberler gelip geçti. Öyleyse, o ölür yahut öldürülürse, topuklarınız üzerinde gerisin geri mi döneceksiniz? Kim topukları üzere geri dönerse Allah’a zarar veremez; fakat şükredenlerin ödülünü Allah verir.” Ali İmran 144

Allah temizliği emretmiştir, peygamberimiz buna örnek olarak pek çok şey yapmıştır. Peygamber, Allah’ın emirlerini hayatına uygulayıp bize örnek olan kişidir. Müslüman, Allah’ın kitabına, peygamberin örnekliğine bakarak, kendi yüzyılının gerekliliklerinde nasıl davranacağını çok rahat tespit edebilmelidir. Ama insanımız, Allah’ın hayatın tüm koşullarına uyan bir Kitab indirdiğine inanmazlar, her konuda ne yapmak gerektiğini birbirine sorarlar.

Orucu neyin bozduğu ile ilgili 14 asırdır konuşulmaktadır. Dünyadaki her insan orucunun bozulup bozulmadığını bilir. Samimi müslüman; Allah’ın kendisini affedip affetmeyeceği ile ilgili Kur’an’dan okuduklarına göre fikri olandır. Dilerse tekrar tutar, dilerse Allah’ın rahmetine sığınır, samimiyetine güvenir.

“…Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiginde günah vardır. Allah bagıslayandır, esirgeyendir.” Ahzab 5

Kur’an’da anlatılan, Bakara suresine adını veren kıssada; Allah, Musa kavmine sığır kesmelerini emretmiştir. Onlar rengini sorarlar, yaşını sorarlar ve sürekli yeni detay isterler. Allah bu kıssayla bize bir şey anlatmaktadır; sığır kesin deniyorsa kesmek gerekir.

“Ey iman edenler! Açıklanması (dini detaylandırıp) zorlaştıracak şeyleri sormayınız. Eğer Kur’ân indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır. Açıklamadığına göre Allah onları affetmiştir. Zira Allah çok bağışlayıcıdır; yumuşak davranandır.” Maide 101

Allah, her detayı vermez. Zaten böyle olduğu takdirde her müslümandan tıpatıp aynı davranışlar bekleniyor olur, Allah’ın imtihanı yaratma amacına ters düşerdi.

“Biz insanların hangisi daha güzel isler yapacagını deneyelim diye yeryüzündeki her seyi dünyanın kendisine mahsus bir zinet yaptık.” Kehf 7

Din oldukça ferahtır. Dinin ana konusu ibadettir diyenler Kur’an’a bakabilirler. Din; kulluktur. Her seyin bir ölçüsü vardır, hiçbir seyin fazlasını Allah emretmez. Kur’an’da namaz kılmak emredildiği kadar “iyi işler yapmak”, “fakiri doyurmak”, “mallarını iyilik için harcamak” gibi kavramlar emredilir. Müslüman evine kapanıp dünya ile ilişikisini kesemez, ibadet için bile.

Bir grup sahabe peygamberimize gelip şehirden uzak ıssız bir yerde 30 gün boyunca oruç tutup namaz kılacaklarını, eşleriyle görüşmeyeceklerini söylediler. Peygamberimizin yüzü bembeyaz kesildi ve “Ben size güzel bir örnek değil miyim?” dedi.

“…O sizi seçti, din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi…” Hac 78

Bugün din adı altında Hristiyanların azizlerini anlattığı gibi şeyler anlatıyorlar. Asla kimsenin bilemeyeceği detaylar veriyorlar. Kur’an’ı anlatıp imanınızı sağlamlaştırmak yerine mistik ve hayali mucizelerle sizi inandırmaya çalışıyorlar. Allah bilmemiz gereken kadarını söylediğini bize ısrarla söylemektedir.

“Biz bu Kur’an’da insanların önüne her türlü örnek olayı koyduk….” Rum 58

Mesela Ashab-ı Kehf hikayesi. Ülkemizde buna “7 Uyuyanlar” derler. Oysa sayısını Allah ısrarla vermemiştir ve böyle önemsiz bir şeyi merak etmemiz adeta eleştirilmiştir;

Karanlığa taş atar gibi, kimi “Onlar üç kisidir, dördüncüleri köpekleridir” der. Kimi de “Beş kisidir, altıncıları da köpekleridir” der. Kimi “Yedi kisidir, sekizincileri köpekleridir” der. De ki: “Onların sayısını en iyi Rabbim bilir. Onlar hakkında bilgisi olan çok azdır. Onlar hakkında bu yüzeysel anlatılanların dışında kimseyle tartışma ve onlar hakkında başkalarından bilgi isteme!”” Kehf 22

Bu kadar açık ve net bir ayet, Allah’ın kitabına girdiyse bundan bir mesaj çıkarılmalıdır. Oysa bu ayete karsı yazılmıs gibi hem bu konuda hem de bir sürü konuda bir sürü kitap vardır. Hatta bunlardan bazılarının vermeye çalıstığı anafikir Kur’an’la, dinle çelismektedir. Hristiyanların çocuklarına anlattıkları hikayelerin aynısını bugün “Dini Hikayeler” adı altında piyasada bulmak mümkündür.

Hacc ile ilgili bir gündem sırasında Peygamberimize ayın evreleri hakkında soru sorarlar. Allah konuyla alakasız bu sorulara “eve arkasından girmek” benzetmesinde bulunur;

“Sana ayın evreleri hakkında soru soruyorlar. Cevap ver: ‘O insanlık için zamanın ölçü birimidir, haccın da’. Evlere arkasından girmeniz erdemlilik değildir. Gerçek erdem sahibi sorumluluk bilinciyle hareket eden kimsedir. O halde evlere kapılarından girin ve Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ki ebedi kurtuluşa eresiniz.” Bakara 189

İnsanlar Sünnet’i peygamberimizin koyduğu ilave bir din zannediyor. Allah peygamberimizi örnek almamızı söylerken insanlar size taklit etmenizi söyleyerek bir adım yol gidemiyorlar.

“Hiçbir insanın, Allah’ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: ‘Allah’ı bırakıp bana kul olun!’ demesi mümkün degildir. Bilakis (söyle demesi gerekir); ‘Okutmakta ve ögretmekte oldugunuz Kitab uyarınca Rabbe hâlis kullar olunuz.’“ Ali İmran 79

Allah’ın dini basit ve nettir. Allah iki ayette ne yenip ne yenmeyeceğini açıklamış ve konuyu kapatmıştır. “Tüm iyi ve temiz şeyler helaldir”, “Haram olduğu söylenen (domuz eti, şarap vs) dışındakiler helaldir”. Son derece basit. Bu formül üzerinden dünyada ne ile karşılaşsak cevabı kendimiz akledebiliriz. Ama buna karşın mezhepler büyük savaşlara girmişler, neyin helal neyin haram olduğunu yüzyıllarca tartışmışlar ve hatta bazı alimler helal-haram koyma cüretine girmişlerdir. Neyin helal, neyin haram olduğunu Allah söyler. İnsanlara böyle yetki verenler Hristiyanlar ve Yahudiler’dir. İslam’da bu yetki Allah’ın tekelindedir. Peygamber de Allah’ın emirlerini uygulatmıştır. Müslümanlar da öyle yapmalıdır.

Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak, “Bu helâldir, su da haramdır” demeyin! Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmus olursunuz. Süphesiz Allah’a karsı yalan uyduranlar kurtulusa eremezler.” Nahl 116

Allah Kur’an’da defalarca dinin tamamlandığını, gerçeğin apaçık ortaya çıktığını, üzerinde tartışılabilecek konu bırakmadığını, tartışacak bile olsalar cevabın Allah’da olduğunu, kıyamet günü gereksiz tartışmaların cevaplarını alacaklarını ve tartışarak bölünenlerin helak olacağını anlatmıştır. Kur’an bize defalarca bölünmeyin, Allah’tan başka din koyucu atamayın der. Bunun hem dünyada hem öbür dünyada cezası olacaktır.

“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılıga düsenler gibi olmayın. İste bunlar için büyük bir azap vardır.“ Ali İmran 105

Allah’ın boşvermemizi söylediği ne kadar çok konuyu din olarak yaşadığımızı bir düşünün.

“…”Bilgi, ancak Allah katındadır. Ben size, bana gönderilen şeyi duyuruyorum. Fakat sizin cahil bir kavim oldugunuzu görüyorum.” Ahkaf 23

“De ki: “O bilgi yalnızca Allah’a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.” Mülk 26

“De ki: Göklerde ve yerde, Allah’tan baska kimse gaybı bilemez, gaybı yalnız Allah bilir.” Neml 65

Rusya Afganistan’a girdiğinde Ortadoğu hararetli bir şekilde namazda Tahiyyat duasını okurken Kelime-i Tevhid bölümünde sağ işaret parmağını kaldırmak gerekip gerekmediğini tartışıyormuş. Allah’ın tartışmayın ayetleri orada dururken herkes kendi din koyucununun görüşünü din diye delil olarak ortaya koyuyormuş. Ortadoğu’nun birbirini öldürüyor olması, Allah’tan başka din koyucular türetmenin vebalidir.

“Bütün sıkıntılardan sizi O kurtarır, sonra siz yine O’na ortak kosarsınız. De ki: “Allah’ın size üstünüzden veya ayaklarınızın altınızdan bir azap göndermeye ya da birbirinize düsürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter.” Bak, anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz!” En’am 64-65

Detaycılık şeytanın oyunudur. Allah’ın imtihanı ciddidir. Allah hem mallarınızı iyilik için harcamanızı, din konusunda size karşı çıkanlar ölümle tehdit etse dahi fikrinizi söylemenizi emredip hem de küçücük detaylar için sizi cehenneme göndermez.

“Eger yasaklandıgımız büyük günahlardan kaçınırsanız, küçük günahlarınızı örter ve sizi serefli bir yere sokarız.” Nisa 31

Allah, bir şeyi kasıtlı olarak bahsetmediyse bunun sebebini düşünmemizi de ister. Ama, Allah’ın bahsetmediği konularda meydan boş bulunmuş ve bugün dinin ana konulara olarak yaşanmaya başlamıştır. “Ayetler aksini bildirmiyor” demek büyük bir bahane olarak kullanılmıştır.

“…Allah’ın kendileri hakkında hiç bir delil indirmediği ve sizin ile babalarınızın uydurduğu birtakım isimler adına mı benimle mücadele ediyorsunuz?…” Araf 71

Dinin kendisi mantıklı ve zariftir. “Dinde mantık aranmaz” diyenler, dini çocukları azarlamak için bahane olarak kullananlar, din ile ilgili bir meslek seçmekle cennetle müjdelenmiş gibi davrananlar, dünyanın ve çevresinin tüm dertlerini çözmeyi başkalarına bırakarak evine kapananlar, ibadetin kurtulmaya yeteceğini sananlar dini anlamamıştır.

Allah inanılmaz zarif bir din emreder. Örnekleri verir, kalan sonsuz ihtimalde bizim akletmemizi ister. Aklını güzel kullananların örnekleri, neyin Allah’ın hoşnutluğunu kazandığı bize hep bildirilmiştir.

“Ey iman edenler! Kendi evinizden baska evlere, geldiğinizi farkettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir, herhalde bunu düsünüp anlarsınız.” Nur 27

“Kötülügün karsılıgı aynı miktar kötülüktür, ama kim affeder ve barıs yaparsa mükafatı Allah katındadır, çünkü O, zalimleri sevmez.” Sura 40

“…(iyilik yapacak durumda olmadıgın için onlardan uzak duruyorsan), hiç olmazsa kendilerine gönül alıcı bir söz söyle.” İsra 28

Allah düşünmeye teşvik eder. İnsanlar noktası virgülüne ne yapacağınızı bildiğini iddia ettikleri bir din yaşatmaya çalışır.

Allah ile samimiyetinizi elinizden almaya çalışırlar. İnsanlar torpil peşindedirler. İslam’da torpil yoktur. Peygamber dahi bir köle ile Allah arasına giremez. Bir ama için Allah peygamberini dahi azarlar.

Allah, her konuda yeteceğine dair sürekli garanti vermektedir.

“Allah kuluna kafi degil midir? Seni O’ndan baskalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa artık onun yolunu dogrultacak biri yoktur.” Zümer 36

Allah, insanları detaylara boğulacakları, asla tam anlamayacakları bir din ile imtihan etmediğini ısrarla bize söyler.

“…Ve aklınızı kullanabilesiniz diye mesajlarımızı sizin için kolay anlasılır kıldık.” Hadid 17

İnsanlar ise kendi takipçilerini yaratmak için dini anlamayı tekellerine almaya çalışırlar.

“…onlar ki, baskalarını Allahın yolundan çevirirler ve onu eğri, dolambaçlı göstermeye çalısırlar…” Araf 45

Bakın bakalım Allah’ın verdigi ferahlıgı insanlar size verebilirler mi;

“…İster Allah deyin, ister Rahman. Hangisini deseniz olur….” İsra 109

Bakın bakalım Allah’ın dini ile insanların İslam sandıkları inanç birbirine benziyor mu;

“…(namazda) Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun….” Müzzemmil 20

Bakın bakalım Hristiyanlıktan aldığımız ve bize ömür boyu anlatılan cezalandırmak, gazaplandırmak isteyen Allah figürü ile Kitab’ının başında ilk olarak Esirgeyen ve Bağışlayan isimlerini yazan Allah benziyor mu;

“…Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez…” Bakara 185

Bakın bakalım öğrendikçe zorlaşacağını sandığınız din ile öğrendikçe ferahlatan gerçek din birbirine benziyor mu;

“Biz Kur’an’ı sana güçlük çekesin diye degil, ancak Allah’tan korkanlara bir ögüt olsun diye indirdik.” Ta’ha 2-3

Günahtan sakınanlar için din hayatın kullanım klavuzudur. Diğer herkes için ise bir yük.

Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu (öğrendiğin anda) kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.” İsra 36